rüyalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rüyalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Hz. Yusuf'un Rüyası

Hz.Yusuf'un kaderinde önce öldürülmesinin planlanması, sonra da vazgeçilip kuyuya atılması vardır. Yoksa yanlış kader anlayışında olduğu gibi, kaderin değişmesi, gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Hazreti Yusuf Peygamberin kaderi tüm bu ayrıntılarla beraber yaratılmıştır.

Hazreti Yusuf Peygamber daha çocukken bir rüya görmüş ve rüyasının yorumunu babasına sormuştur. Babası Yakup Peygamber ise Hz. Yusuf'un rüyasıyla ilgili yorum yapmış ve onu güzel haberlerle müjdelemiştir. Ancak bununla birlikte rüyasını diğer kardeşlerine anlatmaması konusunda kendisini uyarmıştır. Bu olay Kuran'da şu şekilde bildirilir:

“Hz. Yusuf babasına: Babacığım, gerçekten ben "rüyamda" on bir yıldız, Güneş'i ve Ay'ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm demişti. (Babası) Demişti ki: Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. Böylece Rabbin seni seçkin kılacak...” (Yusuf Suresi, 4–6)

Yusuf Peygamber babasına rüyasını anlattığında, babasının rüyasını kardeşlerine anlatmaması konusunda onu uyarmasının sebebi, kardeşlerinin güven vermeyen tavırlarıydı. Yakup Peygamber ilim sahibi, ferasetli bir insan olduğu için oğullarının fitne çıkarmaya müsait olan karakterlerinin ve kıskanç yapılarının farkındaydı. Onları çok iyi tanıdığı için Hz. Yusuf'a tuzak kurabileceklerini de tahmin etmekteydi. Bu nedenle Hz. Yakup şeytanın düşmanlığına dikkat çekmiş, Hz. Yusuf'a temkinli olmasını öğütlemiştir.

Hz. Yusuf'un Kardeşlerinin Tuzak Kurması

Yakup Peygamber Hz. Yusuf'u uyarmakta haklıydı, çünkü kardeşleri onu ve küçük erkek kardeşlerini babalarından kıskanmaktaydılar. İçlerindeki bu kıskançlık öylesine şiddetliydi ki, onları Hz. Yusuf'a tuzak kurmaya kadar götürdü. Bu da Hz. Yusuf'un kardeşlerinin
İslam ahlakından uzak olduklarının ve mümin karakteri sergilemediklerinin bir diğer göstergesidir. Onların kurdukları bu tuzak ve Yusuf Peygambere yaptıkları Kuran'da şöyle anlatılır:

"Onlar şöyle demişti: Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir. Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz. (Yusuf Suresi, 8–9)

Ayetlerden açıkça anlaşıldığı gibi, kardeşlerinin Hz. Yusuf'a tuzak kurmalarındaki en büyük etken kıskançlıktı. Babalarının Hz. Yusuf'u ve kardeşini daha çok seviyor olduğunu düşünmeleri onları bu kıskançlığa itmekteydi. Yalnızca kendilerine yönelik bir sevgi istiyorlar, kendilerinin sayıca çok oluşları ve birbirlerini pekiştirmeleri nedeniyle sevgiye daha çok hak sahibi olduklarını düşünüyorlardı.

Elbette ki bu, son derece çarpık bir mantıktır. Çünkü Kuran'a göre müminlerin birbirlerini sevmedeki tek ölçüleri takvadır. Kim takvaca üstünse, kim Allah'tan daha çok korkuyor ve O'nun sınırlarını en titiz biçimde koruyorsa, kim en güzel ahlakı gösteriyorsa müminler doğal olarak en çok o kişiyi severler. Açıktır ki, Yakup Peygamber de oğullarına sevgi yöneltirken bunu ölçü almıştır. Hz. Yusuf diğer oğullarından çok daha takva ve güzel ahlaklı olduğu için, bu durumda onu en çok sevmesi son derece doğaldır. Fakat Hz. Yusuf'un kardeşleri bu bakış açısına sahip olmadıkları için, babalarının Hz. Yusuf'a ve kardeşine olan sevgisini de anlayamamışlardır. Bu da onların dinden uzak karakterlerinin önemli bir göstergesidir.

Dikkat çeken ayrı bir yönleri de, babaları hakkında kullandıkları saygısız üsluptur. Babaları üstün bir akıl ve feraset (anlayış) sahibi seçkin bir peygamber olmasına rağmen onlar Hz. Yusuf'a ve kardeşine olan sevgisinden ötürü babalarının "şaşkınlık içinde" olduğunu iddia etmekteydiler. Bir peygambere karşı böyle saygısız bir üslup kullanmaları da onların imani zayıflıklarını göstermektedir. Onların Allah korkularının zayıf olduğunu anlamak için kuvvetli bir delil daha vardır: Hz. Yusuf'u öldürmek istemeleri... Allah'tan korkan, ahirette hesap vereceğine inanan, Allah'ın her an kendisini işittiğini ve gördüğünü bilen bir insanın Allah'ın haram kıldığı böyle bir fiile yanaşmayacağı ve hatta aklından dahi geçirmeyeceği son derece açıktır. Ancak bu kişiler babalarının kendilerini sevmesini sağlamak ya da kıskançlık duygularının neden olduğu öfkelerini dindirmek için, çözümü Hz. Yusuf'u öldürmekte ya da bir yere atıp bırakmakta bulmuşlardır.

Öldürmek zaten haramdır, ancak küçük yaşta bir çocuğu bir yere atıp bırakmak da çok vicdansızca bir harekettir. Bunu yapmayı düşünebilen insanlarda vicdan, merhamet gibi duyguların bulunmadığı son derece açıktır. Görüldüğü gibi, Hz. Yusuf'un kardeşleri acımasız ve zalimdirler.

Üstelik mantık örgüleri de çok bozuktur. Hz. Yusuf'a böyle bir kötülük yapıp, harama girdikten sonra hala "salihlerden olmayı" ummaktadırlar. Elbette ki, bir insan bir kötülük işledikten sonra Allah'tan samimi bağışlanma isterse, düzelmeyi ve salihlerden olmayı umabilir. Fakat bu kişiler yaptıklarının yanlış olduğunu bile bile, önce kötü bir amel işleyip, sonra da salihlerden olmayı planlamaktaydılar. İşte bu, onların sağlıklı bir muhakeme yeteneğine ve mümin karakterine sahip olmadıklarının bir başka delilidir.

Ayetin devamında en zor anında Allah'ın Hz. Yusuf'a yardım ettiği, içlerinden birine onu öldürmek yerine kuyuya atma fikrini ilham ettiği haber verilir:

"İçlerinden bir sözcü dedi ki: Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın. (Yusuf Suresi, 10)

Görüldüğü gibi, her ne kadar kardeşleri Hz. Yusuf'a tuzak kurarlarsa kursunlar, aslında Yusuf Peygamber Allah'ın kendisi için belirlediği kaderi yaşamaktadır. Kimse kendisi için belirlenen kaderin dışına çıkamaz. Allah daha Hz. Yusuf doğmadan çok önce bu kaderi yaratmıştır, Yusuf Peygamber de bu kaderi aynen yaşamıştır.

Bu arada bir konuyu daha hatırlatmak gerekir ki, Hz. Yusuf'un ölümünü engelleyen, onu kuyuya atma fikrini getirerek yaşamasını sağlayan kardeşi değil, Allah'tır. Allah dilemese Hz. Yusuf'un kardeşi onu kuyuya atma fikrini düşünemez ve böyle bir fikir veremezdi. Ancak Hz. Yusuf'un kaderinde önce öldürülmesinin planlanması, sonra da vazgeçilip kuyuya atılması vardır. Bundan dolayı kardeşi böyle bir fikirle gelmiştir. Yoksa yanlış kader anlayışında olduğu gibi kaderin değişmesi gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Yusuf Peygamberin kaderi tüm bu ayrıntılarla beraber yaratılmıştır. Kardeşlerinin onu öldürmemeleri de onların bozulmuş bir planıdır. Ancak o planı da en baştan bozulmuş olarak yaratan Allah'tır.

Nitekim Allah bu planı, o daha henüz çocuk yaşta iken, gördüğü rüya aracılığıyla Hz. Yusuf'a bildirmiştir. Hz. Yusuf'un hayatı da, Allah'ın bildirdiği bu rüyayı doğrulayacak şekilde gelişmiştir. Allah kimi zaman dilediği kullarına bu şekilde gaybı haber verebilir. Peygamberimiz Hz. Muhammed'e de (sav), Mekke'yi fethedip orada müminlerle birlikte güven içinde hac yapacağını bir rüya aracılığıyla bildirmiştir. Bu konudaki ayette şöyle buyrulmaktadır:

"Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram'a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı." (Fetih Suresi, 27)

Allah'ın gaybı bildirmesinin ve olayların da tam bu şekilde gerçekleşmesinin sırrı, bizim için "gayb" olan herşeyin, Allah katında ezelde tespit edilmiş, yaşanmış ve bitmiş olmasıdır. Gayb insanlar için vardır. Zamandan ve mekandan münezzeh olan Allah ise herşeyi yaratan ve bilendir. Tüm zamanı ve tarihi de, tek bir an olarak yaratmıştır.

Yaşanan herşey Allah'ın dilediği şekilde meydana gelir. Ve her birinde müminler için hayır ve güzellikler vardır. Yaşanılan ve sabır gösterilen her zorluğun ardından, Allah dünyada ferahlık ve nimet, ahirette ise sevap ve mükafat verir.

Abraham Lincoln'ün Rüyası

Amerika eski cumhurbaşkanlarından Abraham LINCOLN, 14 Nisan 1865 yılının gecesinde şu rüyayı görmüştür.

"Beyazsaray'ın hizmetkarları telaşla, oradan oraya koşuşturuyorlar ve herkese cumhurbaşkanlarının öldürüldüğü haberini veriyorlar.

Sabah olduğunda gördüğü rüyayı eşine ve yakınlarına anlatır. Tedirgin olmuştur. Bu sebeple o günkü kabine toplantısında bile bu rüyadan bahsetmek lüzumunu hisseder. Abraham LINCOLN'ün yakınları bunu hayra yorar. Ve ömrünün uzayacağına delalet edeceğini söylerler.

Aynı günün akşamı Abraham LINCOLN ve karısı, dostlarıyla birlikte tiyatroya gitmeye karar verirler. LINCOLN'ün oturduğu locanın kapısı aralanır. Katil tabancasındaki bütün mermeleri LINCOLN'ün üzerine boşaltır. LINCOLN, oturduğu koltuğa cansız yığılır.
Böylece rüyanın gelecekten haber veren işareti ile bir ülkenin devlet başkanı ölümle tanışır. Gördüğü rüyanın tesiriyle tedirgin olduğu günün akşamında, rüyası gerçekleşir.

Kuran-ı Kerimde Rüya


Enfal Suresi 43. Ayet Hani Allah, sana rüyandan onları az gösteriyordu; eğer sana onları açık gösterseydi, korkacak ve kumanda da tartışacaktınız. Fakat Allah, selamete bağladı; çünkü O, bütün sinelerin özünü bilir.
Yusuf Suresi 4. Ayet Bir vakit Yusuf babasına: "Babacığım, ben rüyada onbir yıldızla güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki, onlar bana secde ediyorlar." dedi.
Yusuf Suresi 5. Ayet Babası: "Yavrum, rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar; çünkü şeytan, insana belli bir düşmandır.
Yusuf Suresi 36. Ayet Onunla birlikte zindana iki delikanlı daha girdi. Birisi: rüyada kendimi şarap sıkarken görüyorum." dedi. Diğeri: "Ben, rüyada kendimi basımın üstünde bir ekmek götürürken görüyorum, ondan kuşlar yiyor. Bize bunun tabirim haber ver; çünkü biz seni iyilik sevenlerden görüyoruz." dedi.
Yusuf Suresi 41. Ayet Ey zindan arkadaşlarım, gelelim rüyanıza: "Biriniz, efendisine yine şarap sunacak, diğeri asılacak ve kuşlar basından yiyecek; işte fetvasını istediğiniz mesele halledildi!" dedi.
Yusuf Suresi 43. Ayet Bir gün hükümdar: rüyamda yedi arık ineğin yemekte olduğu yedi semiz inek ve yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak görüyorum. Ey efendiler, eğer rüya tabir ediyorsanız, bana rüyamı halledin!" dedi.
Yusuf Suresi 44. Ayet Dediler ki: rüya dediğin, demet demet hayallerdir, biz ise hayallerin tabirini bilmiyoruz."
Yusuf Suresi 46. Ayet Gelip: "Yusuf, ey dosdoğru kişi, "yedi semiz inek. bunları yedi arık inek yiyor ve yedi yeşil başakla diğer yedi kuru başak" rüyasını bize tabir et, ümit ederim ki, o insanların yanına cevapla dönerim, ola ki, değerini bilirler dedi.
Yusuf Suresi 100. Ayet Ana ve babasını taht üzerine çıkardı, hepsi Yusuf için secdeye kapandılar. Yusuf da:"Ey babacığım, işte bundan önceki rüyamın yorumu bu; gerçekten Rabbim onu gerçekleştirdi, cidden bana iyilikte bulundu;çünkü beni zindandan çıkardı; şeytan benimle kardeşlerimin arasını dürtüştürdükten (bozduktan) sonra sizi çölden buraya getirdi. Gerçekten Rabbim, dilediği şey için aldığı tedbirde çok hoş davranır. Gerçek şu ki, O, herşeyi çok iyi bilen, her yaptığın bir hikmete göre yapandır!
Yusuf Suresi 101. Ayet Ey Rabbim, Sen bana mülkten bir nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Gökleri ve
yeri yaratan Rabbim, dünya ve ahirette benim velim Sensin! Benim ruhumu müslüman olarak al ve beni iyiler arasına kat!" dedi.
Enbiya Suresi 5. Ayet (Onlar): "Bunlar bir takım karışık rüyalar; yok onu kendisi uydurdu; yok o bir şairdir; öyle değilse, önceki peygamberlerin gönderdikleri gibi, bize bir mucize getirsin!" derler.
Saffat Suresi 102. Ayet (Oğlu) yanında koşma çağına gelince : "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. (Çocuk da): "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!" dedi.
Saffat Suresi 105. Ayet rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız."
Fetih Suresi 27. Ayet Andolsun ki, Allah gerçekten peygamberine o rüyayı hakkıyla doğru gösterdi, Şanıma yemin ederim ki, İnşaallah Mescid-i Haram'a güvenlik içinde başlarınızı kazıtarak, kırkarak korkusuzca gireceksiniz! Ancak O, sizin bilmediğiniz şeyleri bildi de ondan önce yakın bir fetih verdi.

10 Temmuz 2012 Salı

Burcunuz Rüyalarınızı Nasıl Etkiler?


Astrolojik açıdan bir doğum haritası o kişinin rüyaları ve rüya rehberliği hakkında geniş bilgi verebilir. Örneğin; Koç, Yay, Balık, Yengeç ve Aslan burçları rüyalarla yakından ilgilidir.
Rüyalarımızla olan ilişkimizi burcumuzdan bir önceki burç belirler. Örneğin; Koç burcu için Balık burcu rüya dünyasının kapısını aralar. Bu durum sezgisel alan rüyalarını açıklar.
Koç Burcu:
Koçların rüyaları genellikle rehber rüyalardır. Hastalanacağı zaman kabus, güzel bir olay yaşayacağında yeşillik deniz mavi görür.
Boğa Burcu:
Boğa burcunda olanlar rüyalarına değil günlük olaylara önem verir. Rehber olarak mantığını kullanır. Düşmanlığı öne almayan temiz kalbiyle zaman zaman öncü rüyalar görebilir.
İkizler Burcu :
İkizler ise rüyaları genellikle bilinçaltına attığı olaylar ve acılarla doludur. Geçkin yaşlarına kadar okul anılarını rüyasında görebilir.
Yengeç Burcu :
Yengeçler rüyalarını gördüğü şekliyle günlük hayatında yaşar. Savunmasızlığını rüyalarının öncülüğünde kendini koruyarak tolere eder.
Aslan Burcu:
Aslan burcu olanlar rüyaları kadar sezgileri de rehber olarak kullanır. Rüya günlüğü kullanmak konusunda çok disiplinli davranabilir
Başak Burcu:
Başak burcu insanları rüyaları gelişmiş anksiyete eğilimi nedeniyle kabus veya bilinçaltı rüyaları şeklinde olur. Gördüğü rüyaları hatırlayabilmesi için zihinsel olarak sağlıklı olmalıdır.
Terazi Burcu :
Teraziler rüyalarını genellikle hatırlamaz. Hatırladığında ise mantıklı simgesel açıklamalar bulmaya çalışır. Rüyalarının sembolik dilini çözmeye çalışır.
Akrep Burcu:
Akrepler rüyaları kabus gizem cinsellik içeriklidir. Hatırladığı rüyaları mutlaka geleceği de işaret eder. Düşme korkusu rüyalarına mutlaka yansır.
Yay Burcu:
Yay burcundakiler rüyalara önem verir. Sezgilerine ve rüyalarının gerçekleşeceğine inanır. Bu konuda deneyimlerinden yararlanır.
Oğlak Burcu:
Oğlaklar rüyalarını hatırlamayan burçlardandır. Kafası ve bilinçaltı güvenlik para kariyer konuları ile o kadar meşguldür ki güvenliğe ve uçmaya düşmeye dönük rüyaları sıklıkla görür ancak hatırlayamaz.
Kova Burcu :
Kovalar uçmak olağanüstü güçlere sahip olmak rüyalarının vazgeçilmez figürleridir. Fantastik rüyalar görmekten hoşlanır. Rüyalarının sembolik dilini mutlaka çözer.
Balık Burcu:
Balıklar ise rüyaları bilinçaltının zor anılarını yansıtır. Rehber ve geleceği anlatan rüyaları sıklıkla görür. Rüya görmek için uykusunu uzatmaya çalışır.

10 Nisan 2012 Salı

Yavuz Sultan Selim'in Rüyaları

Bir gece yatağımda uyuyakalmışım. Sabah namazını kıldıktan sonra hizmetlerine koştum.

-Bu gece görünmedin, ne işteydin? diye sordular.

Birkaç gecedir uykusuz kaldığım için, bu gece gaflete geldiğimi ve hizmetlerinden mahrum olduğumu özürle beyan ettim.

-İmdi, ne düş gördünse beyan eyle, buyurdular.

-Arza kabil bir düş görmedim, diye cevap verdim. Tekrar buyurdular ki:

-Bu ne sözdür?



Bir geceyi tamamen uyku ile geçiresin de, bir vakıa görmeyesin. Herhalde görmüştür. Başka vadide biraz konuştuktan sonra tekrar bana dönerek:

-Abes söyleme. Herhalde bu gece bir vakıa görüşmüştür. Söyle gizleme! dedi.

Her ne kadar düşündümse de görmüş olabileceğim bir şey aklıma gelmedi. İşe yarar bir şey görmediğime yemin ettim.

Sultan, mübarek başlarını sallayarak hayret gösterdiler. Ben de "sebebi ne olabilir?" diye hayret ettim. Hemen sonra Kapuağası ' nın dairesine bir iş için beni gönderdiler. Oraya vardığımda gördüm ki Hazinerdar başı Mehmet Ağa, Kilercibaşı, Sarayağası ve Kapuağası Hasan Ağa adetleri üzerine otururlar. Ama kapuağası Hasan Ağa düşünceli ve şaşkın bir vaziyette başını öne eğmiş, gözleri yaşlı, olarak oturuyordu. Bu zat esasında, sessiz hallerine benzemiyordu. Bir kimsenin vefat etmiş olduğunu zannettim.

-Ağa hazretleri kalbiniz gamlı, gözünüz yaşlı görünür. Sebebi ne ola? dediğimde,

-Hayır bir şey yok, diye gizlemesi üzerine Hazinedarbaşı:

-Kardeş, Ağa'ya bu gece bir vakıa olmuş da o uykunun sarhoşluğundadır., dedi.

Bunun üzerine:

-Allah için haber verin, padişahımız elbette vakıa görmüşsündür, söyle diye bu benden anlatmamı istediler. Herhalde zorlama asılsız değildir. İyi armağandır anlatınız dedim. Rüyayı nakletmesi için ağayı sıkıştırdık. Ağa utanma hissi ağır basan bir şahıs olduğundan anlatmaktan kaçındı ve:

-Benim gibi yüzü kara günahkarın ne rüyası olur ki padişahın huzurunda anlatmaya değsin, kerem edin bana bu teklifte bulunmayın, dedi. Biz sıkıştırmaya, o da vazgeçirmek için yalvarmaya devam etti. Nihayet Mehmet Ağa:

-Nice söylemezsin, bize anlattığı da buna memur olduğunu naklettim. Gizlenmesi ihanet olmaz mı? deyince, Ağa sırrının mührünü açıp anlattı.

-Bu gece rüyamda gördüm ki, eşiğinde oturduğumuz bu kapıyı hızlı hızlı çaldılar. "Ne haber var" diye ileri baktım, vardım; kapı, dışarısı görünecek fakat bir adam sığmayacak kadar az açılmış. Taşlık, ucu sarkıtılmış sarıklı nurani kimselerle dolu, elleri bayraklı ve silahlı mükemmel şahıslar. Kapının dibinde, elleri sancaklı dört nurani kimse durur. Kapıyı vuranın elinde Padişah' ın Aksancağı var. Bana dedi ki :

-Bilir misiniz niye gelmişiz? Ben de :

-Buyurun, dedim. Dedi ki :

-Bu gördüğün kimseler Resulullah (s.a.v.)' ın ashabıdır. Bizi Hazret-i Resulullah Selim Han' a selam etti ve buyurdu ki : Kalkıp gelsin ki Haremeyn hizmeti ona buyruldu. Gördüğün dört kişiden, bu Ebu Bekr-i Sıddıyk, bu Ömerü'l Faruk, bu Osman-ı Zi'n-Nureyn' dir. Seninle konuşan ben ise, Ali bin Ebi Talib' im. Var, Selim Han' a söyle dedi ve nazarımdan galip oldular.

Ben dehşetle kendimden geçip tere batmış ve sabaha kadar baygın yatıp kalmışım. Oğlanlar, teheccüd zamanında mütad üzere kalkmadığımı hastalığa yormuşlar ve sabah namazı vakti geçeceği zaman gelip beni uyarmak için yapmışlar, görmüşler ki suya düşmüş gibi ıslak yatarım.

Elbise değiştirmek için yenilerini getirip o aralık, beni uyandırmışlar. Aklım başıma gelince, acele ile kalkıp namaza yetiştim. Ama tamamen sükunete eremedim. Ağa bunları anlatırken ağlıyordu.

Padişah' ın beni istediğini bildirdiler, derhal huzurlarına gittiğimde, o hizmeti sual etmeyip tekrar yeni rüyadan bahis açarak:

- Şu senin bu gece sabaha dek uyuyup bir vaka görmediğin bana tuhaf gelir. Hemen şöyle hayvan gibi yatıp uyudun mu?

Dedim ki:

-Padişahım, vakıayı bu Hasan kulunuz (Hasan Can) görmediyse bir Hasan kulunuz (Kapıağası Hasan Ağa) görmüş. Emriniz olursa arz edeyim.

Buyurdular ki :

-Söyle görelim... Ben de hadisenin tamamını naklettim. Ben anlattıkça mübarek çehreleri kızarmaya başladı ve vararak mübarek gözlerine yaş geldi. Bitirince buyurdular ki :

-Derd -mendin safa' yı meşrebi (Zavallının tıynetinde safiyet) varmış, sen onu bize methettikçe "Bir kimseyi ibadet eder görürsün hemen veli sanırsın" diye seni alaya alırdık, boşuna methetmezmişsin ... Ve devamla :

-Biz sana demez miyiz ki, biz bir tarafa memur olmadan (emir verilmeden) hareket etmemişizdir. Atalarımız vilayetden behre-mendler idi (velilikden nasip sahibiydiler) , kerametleri vardır. İçlerinde biz onlara benzemedik .. diyerek kendilerini küçük göstermeye çalıştılar.

Bu rüyadan sonra Arap Seferi hazırlıklarına başladılar...

28 Mart 2012 Çarşamba

Bilinçli Rüya Görme - Bilinçli Rüyalar Nasıl Görülür

"Burası bizim ev ama eşyalar başka" rüyasının anlamı

Projeksiyonların uyanıkken de, yaşanabileceğine inanın ve bunu isteyin. Kendinize "Ben projekte edeceğim." ve "Nasıl projekte olunacağını öğreneceğim?" telkinlerini yapın. Kendinizin daha farklı olabileceğine inanmalısınız. İnatla ısrar ederek daha geniş sularda yüzmelisiniz. İki önemli şey var; ilki kendinize itiraf edin ki, astral çıkış gerçek bir olaydır. Kendinize önem verin, dış etki ve telkinlere uzak kalın, bir kuşkucu sizi engelleyebilir. Düşüncelerinizi açmayı öğrenin, gözlerinizi kapayın ve önünüzde bir havuz olduğunu projekte edin ve düşüncelerinizin havuza aktığını düşleyin. İkincisi isteğin gücünü toplayın, bu gerçek bir istek olmalı, unutmayın ki istek, insan ilişkilerinin ve yetilerinin en önemli ve güçlü yönüdür. Okkült öğretiler size isteklerinizi nasıl kontrol edeceğinizi öğretebilir, bunun için ritüelistik majiye yönelebilirsiniz. Muhakkak çabalarınızın ardına güçlü ve yoğun bir istek gücünü koymalısınız. Bu duygu ya da gereklilik bir uzay aracını iten rokete benzetilebilir. İstek gücü çabalarınıza, ekstra güç katabilir, doğrulanmış veya doğru bir istek çabalarınızdaki başarıları ve başarısızlıkları gösterecektir. Rüyaların kullanılması astral yolculuğun kalbidir; gerek astral yolculuklar, gerekse berrak rüyalar, uyanık yaşamımızı bilinçlendirirler ve anlamlandırırlar. Örneğin, rüyanızda, tanımadığınız birini görebilirsiniz veya bildiğiniz bir yerde olabilirsiniz ama farklar vardır yani rüyanızda kendizi evinizde görebilirsiniz ama mobilyalar başkadır veya ev sizin evinizdir ama içi tamamiyle başkadır. Bir başka rüyada uçan veya konuşan hayvanlar görebilirsiniz. Bütün bunlar dünya yaşamınızda olmayan şeylerdir. İşte bu garipliklerin cevabı; Bütün bunları siz istiyorsunuz; rüyalarınızda ortaya çıkan gariplikleri kullanabilirsiniz ve unutmayın ki bu gariplikler size rüya evreninde bulunduğunuzu anımsatırlar. Bunun için vardırlar, normal dünyadan farklı bir boyutta olduğunuzu ancak böyle algılayabilirsiniz.


Rüyalarınızı hatırlayın

Eğer uygun şeyleri yapar, gerekli eksersizleri sık sık yaparsanız bilinçli rüya görebilirsiniz. Örneğin, istediğiniz rüyayı görmeyi veya rüya görürken rüyada olduğunuzu farketmeyi ve rüyanızı koşullandırmayı öğrenebilirsiniz. Bu metodla rüya evreninizle, günlük uyanık yaşamınız arasında ilişki kurabilir ve yorumlar yapabilirsiniz. Hatta bir günlük tutarak, "Berrak Rüya" görmeye hazırlanabilir ve daha da ötede astral çıkış yani fiziki bedenden ayrılma deneyimini yaşayabilirsiniz.
Öncelikle bir rüya günlüğünüz olmalı ve hatırladığınız her rüyayı tarihi ile beraber detaylarını unutmadan hemen yazmalısınız. Sabah uyandığınızda, daha yataktayken bunu yapın; uyanınca kendinizi rahatlatın ve rüyanıza konsantre olun, diğer düşünceleri kafanızdan uzaklaştırın. Dışardan gelen etkileri engelleyin. Aniden uyandığınızda ilk aklınıza gelen şey günlük düşüncelerdir, bunu yapmayın ve kendinize yasaklayın. Ne şekilde uyanırsak uyanalım, gece boyunca gördüğümüz rüyaların izleri muhakkak bilinçaltımızda saklıdır.
Yeterince konsantre olursanız, bunların bazıları bilinçüstüne çıkmaya başlar ve anımsamaya başlarsınız. Yeterince deneyim kazanıldıktan sonra, hatırlama blokları büyür ve rüyalarınızın büyük kısmını otomatikman hatırlarsınız. Eksersizler belleğinizi güçlendireceğinden uyanık kişiliğinizle, rüya kişiliğiniz arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirecektir. Önemli olan yansıtma yani projeksiyondur, yapacağınız veya kabul edeceğiniz şey rüya projeksiyonlarını fiziki dünyaya yansıtabilmektir. Eğer bu düşünce sizi rahatsız ediyorsa, kabulünüzü değiştirin ve bilinçaltınızın ortaya çıkması için kendinize telkin yapın.

Ne rüya görmek istiyorsunuz? Siz seçin...

Projeksiyonlar düşüncenize akacaktır ama bunu engellemeyin ve izin verin; kendinizi hatırlamaya zorlamayın; zorlamalar değişimler getirir. O kadar çok şey anımsayacaksınız ki, siz de şaşıracaksınız. Bu gerekli disiplin çok başarılı olacak ve astral projeksiyonu sağlayacaktır. Yanlız şuna dikkat edin, projeksiyonlar güncel yaşamınıza geçmemeli veya yer edinmemelidir. Çok hoşunuza giden veya seveceğiniz projeksiyonlar olabilir ama yazdıktan sonra onların etkisinde kalmamalısınız. Önemli olan alışkanlık kazanmak ve fiziki dünya ile rüya dünyası arasında sağlıklı ilişkiyi oluşturabilmektir. Görmek istediğiniz görüntü ile, gördüğünüz rüya arasındaki uyum önemlidir; sonuçta gece nelerin olduğunu öğreneceksiniz.
Kişisel eksersizler Bellek gücünüzü arttırmak ve rüya ile uyanıklık halleri arasındaki ilişkiyi güçlendirecektir. Kişisel eksersizlerin temel tekniği, "berrak rüya" görebilmek üzerinedir. Aslında, benzer teknikleri öğreten kitaplar satılmaktadır, bunlardan astral projeksiyon tekniklerini dahi öğrenebilirsiniz fakat çok farklı tekniklerin öğretilmesi tehlikeli olabilir ve ruhsal sağlığınız zarar görebilir.
Eksersizlerin anlamı düşüncelerinize bitki ekmek gibidir. Bu düşüncenin altında uzun süre saklanan düşüncenin yani güçlü bir arzunun sonunda gerçekleşeceği yaklaşımı bulunur.
Kendinizi şu iki kurala inandırın;
a) Siz berrak rüya görebilirsiniz.
b) Rüyanızda berraklığı sağlayacak, ipucunu bulabilirsiniz. Peki bu nasıl olacak? Kendinizi projekte olayı için ikna edin, bu çoğumuzda kendiliğinden oluşur, eksersiz size güçlü isteklerin gerçeğe dönüşmesi sonucunu getirecektir. Scott Rogo´nun "Bedeni terkederken/Leaving the Body" adlı kitabında buna "İstek Metodu" denmektedir ve temelde bu metod "Yram" adlı bir astral projeksiyondur.

Kendi rüya sözlüğünüzü yapın

Kişisel rüya sözlüğünüz için sizlere bir metod önerebiliriz; Bu metod Freud, Jung ve diğer psikologların düşüncelerinden etkilenilerek düşünülmüş ve denenerek olumlu sonuçlara ulaşmıştır; Önemli olan istek, kararlılık ve sabırdır;
1. Gördüğünüz ve hatırladığınız rüyayı kalkar kalkmaz ya birine hemen anlatın veya bir teybe kaydedin, olmadı yazın.
2. Rüyada gördüğünüz sembolleri tanımlayın. Yani bir masayı, altın bir yüzüğü veya bir atı.
3. Bu sembollerin ortak yönlerini arayın. Bir yolda gidiyorsunuz,karşınızda bir beyaz at duruyor gibi...
4. Rüyanızdaki sahneleri sinema planları gibi sahnelere bölün ve her olayı birbirinden ayırın. Yol sahnesi, at sahnesi, yüzük takma sahnesi gibi...
5. Her sahne arasındaki ilişki sembolünü arayın; "Yolda yürüyordum, atın yanına geldim ve at bana baktı, yorulmuştum, binmemi istiyor gibiydi..." şeklinde . Atın yanına gelmek ve Atın bakması gibi...
6. Sonra her sahneyi kendinizce yorumlamaya çalışın ama ayrı ayrı olsun yani her sahnenin ana fikrini bulun. Bu sahne yorgunluk, bu sahne uzun ve bozuk yol gibi...

Her hatırladığınız rüyayı yazın, geleceği görün

Yapmanız gereken şey, rüya projeksiyonlarının kaydedilmesidir, hatırladığınız herşeyi yazın, bilinçaltı görüntülerle karışması halinde bile zararlı çıkmayacaksınız. Ayrımları zaman içinde yapacaksınız ve bu bir alışkanlık haline gelecek. Şimdi bunun tersini görelim; uyumadan önce, kendinizi uykulu ve yorgun hissettiğiniz anda fiziki plandaki görüntüleri rüyanıza projekte etmenizden söz ediyoruz. Bunu deneyin, kısacası rüyanızda bir şeyi görmek isteyeceksiniz ve göreceksiniz. Hemen olamaz demeyin, bunu yapabilen çok insan var ve normalüstü bir olay yaşamayacaksınız. Zaten bunu her gün yapıyorsunuz ama farkında değilsiniz. Her iki halde de, en rahat ettiğiniz yatma pozisyonunu seçin. Beşer dakikalık konsantrasyonlar yeterlidir, sonra rüyaları yazmaya başlayın, cümleler kurmanız gerekmiyor, aklınıza gelen tüm simgeleri, sözcükleri yazın, gereken anlamlar sonradan çıkacak veya senaryo oluşacaktır. Unutmayın ki, bu deneyimin öte adımı astral projeksiyondur yani bilinçli olarak ruhunuz bedeninizi terk edecektir. Hatırlamaların ruhsal deneyiminizi arttıracağını ve amaç olarak ruh-beden kontrolunu kazanacağınızı bilin.
7. Pozitif bir sonuç çıkartmaya kendinizi koşullayın. Rüya sonrasında bir sonraki rüyaya kadar geçen sürede olanları bu sonuçla mantık çerçevesi içinde bütünleştirmeye çalışın.
8. Eğer isterseniz genel yorum kitaplarından sonuç çıkarın ve benimsediğinizi kullanın. Ve sonra bunların tümünü bu işe ayırdığınız özel bir deftere kaydedin.

İlginç bir rüya gördüğünüzde ne yapacaksınız?

Garipliklerin ortaya çıktığı rüyaları anımsamak daha kolaydır ve gariplikler belirgin ipuçlarıdırlar. Hoşlanmadığınız rüyaları engelleyebilirsiniz. Eksersizler yeterli olacaktır; kendinize "bir dahaki sefere böyle birşey görmeyeceğim ve görürsem hemen uyanacağım." telkinini sürekli yapın. Eğer bu telkini sürekli yaparsanız, isteğiniz gerçekleşecektir. Sonuç olarak bütün bunlar berrak rüya görmeniz içindir. Bunun anlamı rüya evreninde uyanık olmanız demektir. Şimdi konuyu toparlayalım;
A. Fikirlerinizi değiştirdiniz; artık rüyalarla ilgili deneyimleri kabul ediyorsunuz.
B. Artık rüyalarınızla ilgili bir günlük tutacaksınız. Eğer yaşarsanız veya yaşadıysanız günlüğünüze astral çıkışlarınızı da kaydedin. Veya ayrı bir günlük tutun. Ama tüm deneyimlerinizi yazın.
C. Rüyalarınıza ve astral çıkışlara değer vererek, onların bilinç alanının spektrumunun devamlılığı olduğunu anımsayın. Bir rüya güncel bilincinizde unutulabilir ama bir astral çıkış bir rüyaya göre daha üst bir bilinç halidir ve fizik dünyada bir anlam taşır. Bilinciniz bu iki uç halin arasında aktüel pratikler yapar.
D. Rüyalarınızda yaşadıklarınızı ve olanları anımsama yeteneğinizi güçlendirin. Bu anlamda, belleğinizi uyanıklıkla, rüya alanı arasında bir köprü gibi kullanın.
E. Bunu isteyin, daha da önemlisi yapacağınıza inanın.
F. Rüya gördüğünüzü farketmeyi isteyin. Rüyalarınızdaki garip, alışılmadık olayların aslında rüyada olduğunuzun anahtarı olduğunu kesinlikle öğrenin

Doğru rüya yorumu yapabilmeniz için uygulama listesi

Sonuçta, eksersizleri şöyle sıralayabiliriz;
1. Sabah uyandığınızda, hiçbirşey düşünmeden rüyalarınızı hatırlamaya çalışacaksınız.
2. Hatırladığınız herşeyi yazacaksınız.
3. Rüyalarınızda gördüğünüz ve yaşadığınız alışılmadık, garip şeylerin listesini yapın. Bunu ilk iki maddede de yapmış olabilirsiniz ama alışılmadık şeylerin ayrı bir listesinin olması önemlidir. Unutmayın ki, bir garip olayın veya objenin yer aldığı bir rüya henüz gerçekleşmemiş bir olay olabilir ve fizik dünyadaki yaşamınızda farklı bir gelişimin habercisidir.
4. Gün içinde arada bir durun ve kendinizi uyandırın. Kim olduğunuzu, nerede olduğunuzu, nerede yaşadığınızı düşünün. Sonra bunları rüyalarınızdaki kimliğinizle karşılaştırın ve bunu günde birkaç kez yapın.
5. Gece yatmaya giderken, kendinizi şu düşünce ile medite edin; "Bu gece uyanık olacağım, rüya gördüğümün farkında olacağım. Eğer rüyamda normal olmayan birşey görürsem, rüyada olduğumu anımsayacak ve uyanacağım.
Bu eksersizleri yaparken, diğer eksersizleri ihmal etmeyin ve "beden dışı deney" yaşama şansınızın varolduğunu unutmayın.

Sık Görülen Kabuslar ve Anlamları

Bazı rüyalar her gece sıcak yatağımızdan bizi kan ter içinde uyandırır. Artık onlar bizim takıntımız olmuştur.
Anlamını bulmak için saatlerce internette dolaşır, rüya tabirleri kitaplarına bakarız. Halbuki bu korkunç rüyalar bilinçaltımızın bize gönderdiği mesajlardır. İşte bu rüyalardan en çok görülen 10 tanesi...
Bakalım bilinçaltımız bize ne anlatmaya çalışıyor?

Bir yerde kapalı kalmak
Hiç rüyanızda bir odada kilitli kaldığınızı ya da bir tabutun içinde canlı canlı gömüldüğünüzü gördünüz mü?
Eğer bu tip rüyaları sık sık görüyorsanız, hayatınızda yolunda gitmediğini hissettiğiniz bir şeyler var demektir. Ya yanlış meslek seçimi yapmışsınız ve kariyerinizde ilerleyemediğinizi hissediyorsunuzdur ya da birilerinin hayatınızı özgürce yaşamanıza engel olduğunu düşünüyorsunuzdur. Ayrıca istediklerinizi yapmanızı engelleyen borçlarınızdan bunalmış olduğunuza da delalet edebilir.


Tuvalet bulamamak
Rüyanızda sürekli tuvaleti arıyorsunuz ama bir türlü bulamıyor musunuz? O zaman sıcak yatağınızdan kalkıp tuvaletin yolunu tutmanın zamanı gelmiş demektir.
Tabi bu rüyanın tek anlamı bu değil. Eğer özel hayatınızın çok göz önünde olmasını sevmiyorsanız ya da kendinize ait bir yer ihtiyacı duyuyorsanız bu rüyaları sık sık görüyor olabilirsiniz. ,


Boğulmak
Eğer sık sık rüyanızda boğulduğunuzu, bir dalganın sizi alıp götürdüğünü ya da büyük bir su kütlesinin üstünüze döküldüğünü görüyorsanız, hayatınızda sizi çok bunaltan bir şeyler var demektir. Siz ya hayatınızın kontrolünüzden çıktığını hissediyorsunuz, ya da geleceğe dair umutsuz bir ruh hali içindesiniz.


Uçmak
Sık sık görülen ama diğerlerinin aksine size mutluluk veren bir rüya var ki, o da rüyanızda uçtuğunuzu görmek.
Rüyanızda uçtuğunuzu görmek; sizin özgürlük aşkınızı, yaratıcı kimliğinizi ve imkansızı gerçekleştirme isteğinizi gösteriyor.


Yavaş hareket etmek ya da felç olmak
Bu tip rüyaların bir yerde kapalı kalmakla aynı anlama geldiği düşünülse de aslında bu rüyalar bize daha farklı şeyler anlatıyor.
Rüyanızda çok yavaş hareket ettiğinizi ya da felç kaldığınızı görüyorsanız eğer, ya bu süreçte büyük zorluklarla karşı karşıyasınızdır ya da hayatınızda bir türlü gelişme gösteremediğinizi hissediyorsunuzdur.


Dişsiz kalmak
Rüyanızda dişlerinizin teker teker çekildiğini ya da aynaya bakıp bütün dişlerinizin yok olduğunu mu görüyorsunuz? Ya hayatınızın parçalara ayrıldığını hissediyorsunuz ya da kendine güven ve kendini ifade etmekle ilgili büyük problemleriniz var.


Çıplak kalmak
Rüyanızda kendinizi büyük bir kalabalığın arasında çırılçıplak kalmış bir şekilde görüyorsanız, insanların vücudunuzu görmesinden çekiniyorsunuz ve bedeninizle aranız pek iyi değil anlamına geliyor.


Kaybolmak
Anlamı en açık olan rüyalar büyük ihtimalle, kaybolduğunuzu ya da treni, otobüsü vs. kaçırdığınızı gördüğünüz rüyalardır. Böyle rüyalar görüyorsanız, kendi hayatınızın içinde kaybolduğunuzu ve elinize geçen fırsatları iyi değerlendiremediğinizi hissediyorsunuz.


Düşmek
Rüyada bir yerden düştüğümüzü hepimiz en az bir kere görmüşüzdür. Peki bunun tam olarak anlamı ne? Bazı insanlar bu rüyayı biri tarafından terkedildiğini hissettiğinde görüyor, bazıları ise geleceğini planlamakta zorluklar yaşadığında.


Kovalanmak
Rüyalarınızda korktuğunuz biri ya da bir hayvan tarafından kovalandığınızı görüyorsanız, ya bir şeylerle yüzleşmekten korkuyorsunuz ya da hayatınızla ilgili bazı zorlukları ve karışıkları unutmaya çalışıyorsunuz. Ama bilinçaltınız size bunlarla yüzleşmeniz gerektiğini söylemeye çalışıyor

Karabasan (Uyku Felci) Nedir? Karabasan Görmek Ne Demek ?

Uyku felcidir. İnsanlar rüya gördükleri REM uykusu sırasında, göz ve solunum kasları dışında tamamen fizyolojik bir felç durumundadırlar. Hiçbir kasları çalışmaz.

Böyle olmasaydı, biz rüyalarımızı oynar hale gelirdik. Rüyamızda ne yapıyorsak, yatakta da onu yapmaya başlardık. Bazen rüyadan uyandığımızda beynimiz uyanık ve etrafın farkında olduğumuz halde, hareket edemez, ses çıkaramaz ve göğsümüzün üzerinde bir ağırlık varmış gibi hissederiz.

Bunu herkes hayatının bir döneminde en az bir kez yaşamıştır. Korku verici bir durumdur. Ama saniyeler içinde kendiliğinden düzelir. Karabasanın olma nedeni; uykudan uyanmamıza rağmen REM uykusundaki fizyolojik felç halinin, uyanır uyanmaz çözülmemesine bağlıdır.


Bilimsel yönü dışında...

Karabasanın, insanın uyanışı esnasında fiziksel,eterik ve astral bedeninin aynı zamanda biraraya gelmediklerini ve birinin dışardayken(tam olarak bedene girmemiş halde) diğerinin bedene dönmüş olduğunu biliyorum. Odayı hisseder,görürsünüz,hatta dokunduğunuzu da hissedersiniz,yatakta olduğunuzu da...

Fakat bağırsanız sesiniz çıkmaz,çünkü astral bedeninizle bağırıyorsunuz,fiziksel bedeninize aynı uyarıyı gönderemiyorsunuz. Aynı şekilde bu sebepten ötürü fiziksel bedeninizi hareket ettiremezsiniz

Bazıları, değişik faktörlerin uyku felci ve halüsansyonların yaşanma olasılığını arttırdığını rapor etmişlerdir. Bunlar :

Sırtüstü yatmak
Düzensiz uyuma saatleri; şekerlemeler, çok veya az uyumak
Fazla stres
Ani çevre/yaşam tarzı değişiklikleri
Olaydan hemen önce görülen berrak rüya. Ayrıca berrak rüya durumuna girebilmek için kullanılan bilinçli indüksiyon yaygın bir yöntemdir. WILD olarak da bilinir.
Yapay uyku yardımcıları ve antihistaminler.
Uyku öncesi açlık.

Rüyanın Sırları

Cahil olduğu kadar da gafil insan, nasıl olur da, ‘Ahirete gidip gelen var mı?’ diye bir cehalet vesikası ortaya atar? Halbuki kendisi her gece ahirete gidiyor. Her sabah da ahiretten geliyor.

Hele bu yolculukta gördüğü rüyalar, şahit olduğu manzaralar, içinden çıkamadığı vakalar.. Ona bu âlemden başka bir âlemin varlığını anlatması bakımından şaheser deliller durumundadır. İnsan yatağında yattığı bir sırada sınırsız olayları bizzat görür de kalkınca ‘Yaşadığım âlemden başka âlem yok.’ demekte de ısrar ederse bu kimseye diyecek söz yoktur. ‘Gördüklerin neydi a gafil?’ demekten başka.

Rüya, içinde yaşadığımız varlık alemine açılan pencerelerden, olmuş ve olacak olayların aynen veya bir kısım sembollerle görülmesinden ibarettir. İnsan zihni, değişik baskı ve şartlanmalardan uzak kaldığı ölçüde her bir rüya, ötelerden birer ışık, birer işâret gibi insanin önündeki karanlıkları aydınlatıp ona yol gösterebilir.

Evet, rüyalarımız sırlarla dolu birer ikaz ve irsad olaylarıdır. Bulunduğumuz dünyaya çakılıp kalmayı önleyen, başka âlemlerin varlığını kolayca kabullenmemize zemin hazırlayan ikaz, irsad malzemeleri. Bu böyle olmakla beraber rüyalarımız yine de bizi inanmaya zorlamaz, irademizi yok edecek şekilde bir ısrara girmez. Evhama müsait şekilde yorumlar da olabilir.

Başka âlemlerin de varlığını düşünmeye yönelik mesajlarla dolu olan rüyalarımız; ahiretten önce yakın geleceğimizden bile haberler verir. Hemen yaşayacağımız olaylara bile işaret eder. Bundan dolayıdır ki, kimi insan gördüğü rüyanın dışındaki çirkinlikten ürker, “Eyvah, başıma bir musibet gelecek galiba..” diye feryat eder, evhama bile kapılabilir. Halbuki rüyaların dışındaki çirkinlik, manasının da çirkinliğine işaret olmaz. Dişi çirkin olan rüyanın manası güzel olabilir. Dişi güzel olanın da manası üzücü olabileceği gibi.

Bir diğer husus da, rüyanın yorumlandığı şekilde çıkması olayıdır ki, rüyalar iyiye yorumlanırsa (kötüye işaret olduğu halde) iyi şekilde tecelli edebilir. Bu yüzden rüya, ya iyiye yorumlanmalı, yahut da hiç yorumlanmayıp:

- Allah hayra tebdil eylesin! diyerek geçilmelidir. Görünüşü korkutucu olduğu halde manası sevindirici olan bir rüyadan misal vermek istiyorum sizlere... Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in amcası Hazreti Abbas’ın hanımı Ummu’l-Fazl, gördüğü bir rüyadan endişe etmeye başlamıştı. Buna rağmen Efendimiz’e anlatarak manasını da öğrenmek istiyordu. Dedi ki:

- Ya Resulallah, hiç de sevindirici olmayan bir rüya gördüm, söylemekten korkuyorum. Efendimiz cesaret verdi:

- Neymiş seni korkutan rüya; söyle de duyalım. Bazen rüya korkutucu sanıldığı halde sevindirici olabilir. Ummu’l-Fazl cesaretini toparlayarak anlattı:

“Rüyamda sizin cesedinizden bir parça koparılıp evime getirilerek kucağıma kondu. Sizin bedeninizin parçalanmasını, bir parçasının evime getirilip kucağıma konmasını hayra işaret sayamadım.”

Efendimiz tebessüm buyurdu ve şöyle yorumladı: “Üzülme, üzülme. Korkacak bir şey yok. Aksine sevinecek bir geleceğe işaret var. Kızım Fatima benim bir parçamdır. Ondan bir oğlan çocuğu dünyaya gelecek. Sonra çocuğu alıp senin evine getirip kucağına koyacaklar, sen torunuma süt verecek, süt annelik edeceksin.”

Evet, olay aynen tecelli eder. Bir zaman sonra nurtopu gibi bir oğlan çocuğu dünyaya getiren Fatima validemiz, bir ara Hazret-i Hüseyin’i Ummu’l-Fazl’in evine gönderir, süt vermesini ister. Hüseyin’i kucağına alan Ummu’l-Fazl da bir devre süt annelik eder. Evet, evet... Rüyaların yakın geleceğe dair verdikleri işaret aynen çıktığı gibi, uzak geleceğe dair işaretleri de aynen çıkacak, bu âlemden başka bir âlem bir gün mutlaka kurulacaktır.

***

İslam'da rüya tabirinin yeri nedir?

Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel hülyalar görür, güzel hülyalar gören de hayatından lezzet alır.

İslâm'a göre rüya üç çeşittir.

1- Salih rüya,
2- Şeytanî rüya,
3- İnsanın içinde yaşadığı olaylardan doğan rüya.

Salih rüya vaki olacak olan şeyleri vukuundan evvel fitrî istidad ile idrak etmekten ibarettir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bununla ilgili şöyle buyurur: Müminlerin rüyası nubuvvetin kırk altı bölümünden bir bölümdür.

Şeytanî rüya insanı korkutup üzüntüden üzüntüye sevk etmek için uyku halinde insanin kalbine verdiği vesveseden ibarettir. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: Sizden biriniz sevdiği bir rüya görürse o Allah'tandır. Bunun için Allah'a hamd edip rüyasını söylesin. Hoşuna gitmediği bir rüya görürse o şeytandandır. Şerrinden Allah'a sığınsın ve onu kimseye de açmasın. Yoksa kendisine zarar verecektir.

İnsanın içinde yaşadığı olaylardan doğan rüya ise. İnsan bir şeyle meşgul olup onunla fazlasıyla ilgilendiği için hakkında rüya görür. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadiste şöyle buyurur: Rüya uçdur. Allah tarafından olup müjde veren salih rüya, üzüntü verip şeytandan
gelen rüya ve insanın kendi kendine bir şeyler söyleyip tasavvur ettiğinden meydana gelen rüya.

Yûsuf sûresinde zikredilen Hazreti Yusuf un ruyasıyla ilgili âyet ile yukarda zikredilen hadisler bunu ifade ediyorlar. Rüyaların içinde hak rüyalar vardır. Ancak her rüya haktır ve her tabir de doğrudur denilmez. Rüyaya göre hareket ve rüyaya istinad etmek doğru değildir. Hatta fikih kitapları beyân ediyorlar: Şeytan her ne kadar Peygamberin suretine giremezse de Saban'ın yirmidokuzunda Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) herhangi bir kimsenin rüyasında yarın Ramazan'ın birinci günüdür oruç tutunuz diye emretse de bu rüya ile amel edilmez. Çünkü rüya ilim olmadığı gibi zabt da edilmez. (Halil GÜNENC, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 300 )

Rüya ve ilham ile amel etmek

Rüyalar ve ilhamlar Rabbani ve Rahmani; şeytani ve nefsani olabilirler. Bu sebeple aralarını iyi belirlemek gerekir. İslam uleması bu konularda şu üç şartın yerine getirilmesi durumunda amel edilebileceğini, ama hiç kimseyi zorlamanın doğru olmadığını belirtirler.

1-Görülen rüya veya ilham, dinimizin emirlerinden birini kaldırıcı veya yasaklarından birini de helal edici cinsten, yani dine aykırı ve sunnete zıt olmayacak.

2-Rüya veya ilham güvenilir, herkesin itimat ettiği, Ebu Hanife, Safii, İmami Rabbani, İmami Gazali gibi kişiler olmalıdır. Herkes o zatın yalan söylemeyeceği ve dinin esaslarını hakkıyla bilen ve yaşayan birisi olduğunu kabul etmelidir..

3-Rüya ve ilhamla elde edilen bilgiler dinin bir emri gibi kabul edilmemeli. Sadece tavsiye edilebilir. Ruyalar ve ilhamlar birer ikazdir, irsattır, işarettir. Bağlayıcı ve zorlayıcı olamaz ama işaretleri de doğru anlamak lazımdır.

Rüyalarla Gelen Buluşlar

Modern Atom Teorisi Nasıl Keşfedildi :

Niels Bohr adlı bir yüksek okul öğrencisi genç, şöyle bir rüya görür :
“Kendisi, güneşin kızgın gazlarla dolu merkezinde duruyor ve gezegenler, ince ipliklerle bağlı oldukları güneşin etrafında dönüyorlardı. Her gezegen Bohr’un yakınından geçerken bir de düdük çalıyordu. Sonra yanan gazlar soğuyup katılaştı, güneş ve gezegenler uzaklaşıp gitti ve Bohr uyandı. Bu rüya, güneş sistemi ile atom yapısı arasında bir benzerlik olduğunu gösteriyordu. Böylece, atomun ilk modern tablosu ortaya çıktı. Ortada bir çekirdek (nucleus) ile bunun etrafında dönen elektronlar... Yani modern atom teorisi, bir rüya ile başlamış oluyordu.”
Rüya Bir Başka İlim Adamının Yardımına Koşuyor :
19. Asrın ortalarında ilim adamlarını hayrete düşüren bir olayın hikayesi bilim tarihinin sayfalarında yerini aldı. Kimya ilminde büyük bir adımın atılmasına yol açan olay, Alman kimyacısı Friedrich August Kekule’nin rüyasıydı.

1850 yıllarında İngiltere’nin sisi eksik olmayan şehri Londra’da çalışmalarını sürdüren Kekule, yorgun argın laboratuarından oteline dönerken otobüste uyuyakaldı. Ve biraz sonra da rüya görmeye başladı. Rüyasında atomlar zıplayıp oynayarak karşısında dans ediyorlar, bazıları da elele verip zincir şeklinde bir halka meydana getiriyorlardı.

Arabanın fren yapmasıyla Kekule uyandı. Fakat rüyası ona çok şeyler öğretmişti. Gördüklerini formül haline getirip defterine kaydetti. Rüyadan yaralanarak ortaya attığı teori ile meşhur oldu ve kimya ilminde de büyük bir hamlenin öncülüğünü yaptı.

Aradan 15 sene geçti. Bir kış günü Kekule, çalışma odasının şöminesinde yanan odunların çıtırtısını dinlerken uyuyakaldı ve yine rüya görmeye başladı. Yine rüyasında atomların hoplayıp zıplayarak dans etmekte olduğunu ve onları birbirine kenetleyen zincirlerin de birer yılana benzediğini gördü. Sonra yılanlardan biri aniden dönerek kendi kuyruğunu ısırdı. Bu esnada da Kekule uyanıverdi.

Böylece karbon atomlarının zincirler şeklinde halkalar meydana getirebileceğini rüya sayesinde fark edebilmişti. Bunun sonucu olarak iç yapısı çözümlenemeyen benzinin yapısı anlaşıldı.

Dante ve İlahi Komedya :

Dante’nin oğlu J. Alighieri, babasının meşhur “İlahi Komedya” adlı eserinin parçalarını toplarken 13 şarkısını bulamıyor. Bütün aramalar boşa çıkıyor. Bir gece rüyasında babasını beyazlar giymiş bir vaziyette görüyor. Dante’nin başında bir ışık, oğlunu hayatında iken oturduğu kendi odasına götürüyor. Eski zaman evlerinin karmakarışık dolapları ile arada kaybolmuş duran, hiç de dolap hissi vermeyen gizli bir yerde bu şarkıların durduğunu gösteriyor. Ertesi gün, rüyasında gördüğü yeri arayıp bulan Alighieri, kayıp olan 13 şarkıyı orada bulur.

Bir Operanın Bestelenişi :

Richard Wagner “Tristan ve İsolde” adlı operasının çok beğenilmesi, olağanüstü bulunması ve kendisine yapılan iltifatlar karşısında samimi bir arkadaşına şu itirafta bulunur :

“- Kıymetli dostum. Bu opera benim dehamın eseri değildir. Rüyamda gördüğüm ve işittiğim sesleri uyanır uyanmaz nota ile tespit ettim. Beğendiğiniz bu müzik, rüyalarımın sesidir. Benim zavallı kafam, böyle bir harikayı asla isteyerek ve düşünerek bulamazdı.”

Yine Wagner, meşhur “Rhinegold” operasını tamamlamış fakat bir bölümünü zihninde tasarladığı gibi besteleyemediğinden rahatsız oluyordu. Nihayet bir gece uykuya dalmak üzere iken gördüğü rüyadan faydalanarak eserini istediği şekilde tamamlamayı sonunda başardı.

Şeytan Sonatı :

Modern keman yayının mucidi G. Tartini, rüyasında Şeytan’a esir olduğunu görmüştü. Gene bu rüyada Tartini şeytan ile alay etmek üzere, ona bir keman vermişti. Fakat ne görse beğenirsiniz : Şeytan en derin hayallerin bile meydana getiremeyeceği kadar güzel bir sonat çalıyordu. Tartini uyanınca bu müzikten hatırladığı kadarını yazarak, “Şeytan Sonatı’ nı meydana getirdi. Tartini bu rüya hikayesini 1766’da astronom Joseph Lalande’a anlatmıştı.

Beethoven, Mozart, Schumann ve Saint-Saens gibi ünlü kompozitörler, bestelerinin bir kısmını rüyalarında görerek notaya almışlardır.

İcat edici rüya görenler, rüyada gördükleri şeyleri ya doğrudan doğruya kullanmakta veya onlara sembolik bir anlam vermektedirler.

Şairin Rüyası :

Şair Coleridge, Kubilay Han’la ilgili bir kitabı okumakta iken uykuya dalmıştı. Üç saat kadar iskemlesinde öylece uyudu ve bu sırada rüyasında 200-300 satırlık bir şiir yazdığını gördü. Bu rüyada, şiirle ilgili hayaller maddeleşmiş olarak belirmişti. Coloridge uyanır uyanmaz rüyadan hatırladığı satırları yazmaya başladı. Bu sırada bir ziyaretçi geldi., bu nedenle çalışmalarına bir saat ara vermek zorunda kaldı. Sonra rüyanın kalan kısmını yazmak istedi, fakat o satırları unutup gitmişti. İşte Kubilay şiiri böyle meydana geldi.

Korkulu Rüyanın Hayırlı Neticesi - Dikiş Makinesi :

Mühendis Elias Howe, uzun çalışmalar sonunda dikiş makinesi yapmayı başardı.

İlk yaptığı iğnelerde delik, iğnenin ortasında idi. Fakat, iğne üzerindeki deliğin uygun yere açılmayışı istenilen sonucu vermiyor, ve bunun sonucu olarak dikiş dikmek de mümkün olmuyordu. Howe, gece gündüz beynini buna yoruyor ama bir çıkış yolu bulamıyordu.

Bir gece rüyasında vahşi bir kabilenin eline esir düştüğünü gördü. Kabile reisinin önünde iğnesiz bir dikiş makinesi duruyordu.

-Elias Howe ! diye kükredi kabile reisi. Sana bu makineyi derhal tamamlamanı emrediyorum, aksi halde öleceksin!..

Zavallı Elias’ın dizlerinin bağı çözüldü, elleri titremeye başladı ve yüzünden soğuk bir ter boşandı. Düşünüyor, taşınıyor, makinenin bu parçasındaki eksikliği bir türlü gideremiyordu. Öyle gerçek gibi görünen bir rüyaydı ki, uykusunda avazı çıktığı kadar bağırdı. Esmer tenli cengaverler, onu ölüm meydanına doğru götürmeye başladılar.

İnsan boyunu aşan, yere çakılı kalın gövdeli bir kazığa sıkıca bağlanan Howe her şeyin bittiğini anladı. Kendisinin bile anlayamadığı bir takım dualar mırıldanmaya başladı.

Sonra reisin gök gürültüsünü andıran bir sesle “öldürün” dediğini duydu.

Yerli muhafızın mızrakları gövdesine saplanmak üzere havaya kalktığında,birden bir şey fark etti. Mızrakların ucunda bulunan göz şeklindeki delikler, düşünüp de bir türlü keşfine eremediği dikiş iğnesinin ta kendisiydi. Mızraklar tam göğsüne saplanırken uyandı.

Hemen laboratuarına koşan Howe, böylece rüyası sayesinde dikiş iğnesini de bulmuş ve makinesini çalıştırmıştı.

Dickens’in Habercisi :

Ünlü yazar Charles Dickens’ın gördüğü bir rüya da ilginç rüya örnekleri arasındadır. Dickens rüyasını şöyle anlatıyor:

“Rüyamda, sırtında kırmızı bir şal olan bir hanım gördüm. Arkasını dönmüştü. Bana doğru döndüğünde onu tanımadığımın farkına vardım. ‘Ben Bayan Napier’im dedi’. Ertesi sabah uyandığımda giyinirken bu saçma rüyayı düşündüm. Çok belirgin ancak hiçbir anlamı olmayan bir rüyaydı. Neden Bayan Napier? Ömrümde Bayan Napier diye birini hiç tanımamıştım. O gece kütüphanede kitap okudum. Az sonra Bayan Boyle ve ağabeyi geldiler. Yanlarında kırmızı şallı genç bir bayan vardı. Onu bana Bayan Napier olarak tanıttılar.” Dickens’ın anlattığı türden rüyaların genelde çok belirgin olarak kendilerine özgü bir yanı vardır.

27 Mart 2012 Salı

Günlük Olayların Etkisiyle Görülen Rüyalar

Bilinç altı zihnimizde canlandırdığımız mantığa aykırı, gerçeği yansıtmayan sadece hayal mahsulü olan rüyalardır. Vücudun rahatsızlığından, çok yemekten, kötü film seyretmekten doğan karabasan niteliğinde olan rüyalardır. Bunlar da tevil ve tabire değmez.
Rüyada kendini büyük mevki sahibi olarak görmek, boş ve asılsız bir rüya değildir. Bu rüyayı gören kimsenin yükselmeye, ilim öğrenmeye yeteneği var demektir. Eğer bu^ zamanla kuvvetlenir, kendini yetiştirir, kemale ererse Allah’ın izniyle uyanıkken de rüyasında gördükleri gerçek olur. Rüyada gördüklerimizle amel edip olmayanıarzu edip elimizde olmayanlara hayıflanmak yerine elimizde bulunan değerlerin kıymetini bilirsek, gerçek huzuru yakalamış oluruz.
Bir hadis-i şerifte buyurulur ki: “İnsanlar uykudadır ölünce uyanırlar.” Bu hadisten anlaşıldığı gibi dünya hayatında elimizde olan nimetler rüyada gördüğümüz ve olmasını arzu ettiğimiz bazen de imrendiğimiz nimetler gibidir, ta ki gözümüzü açıp uykuda olduğumuzu fark edene kadar. En yükseğinden en aşağısına kadar elimizde bulunan her şey ölüm bizi bulana kadardır. Nasıl ki rüyada gördüğümüz mükemmellikten gözümüzü açıp uykudan uyandığımızda hepsi rüyada kalıyorsa, dünyada bulunan ve bize sunulan bütün güzellikler, nimetler ölüm anı geldiğinde hepsi dünyada kalacaktır.
Bundan dolayı gerçek saadet, gerçek nimet vericiyi tanıyıp verdiği nimetlerin şükrünü, en iyi şekilde eda edip elimizdekilerin kıymetini bilmektir.

Neden Kabus Görürüz?

Kimse derin bir uykudan yatağında bir yılan ya da alevler içinde kaldığını görerek uyanmak istemez. Kötü rüyalar –hatta daha kötüsü kabuslar- sinir bozucu olmakla kalmayıp bütün bir uykuyu, hatta bazen hayatınızı etkisi altına alabilir.
Genelde çocuklarda daha yaygın olmasına rağmen kötü rüyalar hayat boyu sürebilir. İşte kabus görmemizin altı nedeni:

1) Kaygı ve Stres
Genellikle travmatik bir olay sonucunda ortaya çıkan kaygı ve stres, kabus görmenin temel nedenlerinden. Önemli bir ameliyat veya hastalık, sevilen birinin kaybı, kötü bir kazada kurban veya tanık olmak kabus görmenize neden olabilir. Fakat kabusun nedeni sadece travmatik olaylar değil. İşle alakalı veya ekonomik kaygılar, boşanma veya taşınma gibi büyük yaşam değişiklikleri, kısaca gündelik kaygılar da kabus nedeni olabilir.

2) Acı ve Baharatlı Yemekler
Neyi ne zaman yediğimizin gördüğümüz rüyalar üzerinde büyük etkisi var. Acı ve baharatlı yemekler vücut sıcaklığını ve metabolizma faaliyetlerini arttırarak uykuda rahatsız olmanıza sebep olabilir. Bu aynı zamanda yatma vaktinden kısa bir süre önce yemek yiyenlerin genelde kabus görmelerinin de nedeni.

3) Yiyeceklerdeki Yağ Oranı
Kesin olmamakla birlikte, araştırmalar gösteriyor ki, gün içinde ne kadar yağ oranı yüksek yiyecek tüketilirse, kötü rüya görme olasılığı da o kadar artıyor. Daha çok organik besinlere ağırlık verenler, gün boyu abur cubur tüketenlere oranla daha seyrek kabus görüyorlar.

4) Alkol
Alkol, kısa vadede, uykuya daldırmakta etkili olsa da, erkenden uyanmaya sebep olduğu için zararlıdır. Fazla alkol tüketimi, kabus görmenin sebeplerinden biridir. Aynı zamanda, kabuslar, alkolu bırakan bünyelerde de sıklıkla görülmektedir.

5) İlaçlar
Antidepresanlar, yatıştırıclar, ve uyuşturucular gibi kimi ilaçlar, yan etki olarak kabusa sebep olabilir. Örneğin, bir araştırmada, “Ketamin” adı verilen ve uyuşturucu olarak kullanılan maddeye bakıldığında, kötü rüyalara sebep olduğu anlaşılmıştır. Benzer biçimde, sıtma hastalığının yaygın olarak görüldüğü bir ülkeye seyahat eden bir kişi “Lariam” adı verilen maddeyi kullandığında, ilginç kabuslar görebilir. Genellikle kabuslar, hap kullanımı kesildiğinde, ortadan kaybolmaktadır.

6)Hastalık
Grip gibi ateşli hastalıklar, bazen kabuslara sebep olabilir. Uıykuda nefesin kesilmesi ya da çok uyumak gibi diğer uyku bozuklukları da kabus görme sıklığını arttırır.


Kötü rüyalar ya da kabuslar, belirli ölçüde olduğu sürece normal karşılanırken, uzmanlar, şiddet ve sertlik içeren rüyaların sıklıkla görülmesi halinde, bir terapiste danışılması gerekliliğini savunuyorlar. Ancak, tatlı uykular için yapılabilecek ilk adım, bu altı faktörü ortadan kaldırmaya çalışmaktır.

Rüyanın Amacı

1- Bedeni Etkiler: Smpatikomimetiktir. (Yüksek tansiyon, damar dolaşım bozuklukları vs.)
2- Ruhsal Etkiler: Bir yandan genellikle bir esenlik duygusu yönündeki mizaç değişiklikleri. (Kişinin daha önceki şahsiyeti bunda önemli yer oynar)

Rüya imgelerinin birbiri ardına gelişi, birleştirme kanunlarına bağlıdır. Rüya gördüğümüz anda gerçek duyumlar aldığımızı sanırız. Ancak uyandıktan sonra yanılsamanın farkına varırız. Bununla beraber rüyadayken rüya mı gördüğümüzü gerçeği mi yaşadığımızı kendimize soruduğumuz olur. Buradan yargı yeteneğinin ve uyanıklık hatıralarının rüyada da devam ettiği anlaşılır. Düşüncenin rüya içindeki müdahalesi genellikle geçicidir. Müdahale kesin ve sürekli durum alırsa bizi uyandırır.

Gerçekten de uykudayken soyut düşünce merkezleri faaliyetlerini durdurur, ancak duyumsal düşünce merkezleri (alt sinir merkezleri, bilinç dışı refleksler dahil) çalışmaya devam eder. Uyku anından itibaren imgeler ve duyumlar zihnin kontrolünden çıkar, kişinin eğilimlerine, heyecanlarına, tutkularına bağlı olarak esnek kaypak, fantezi olaylar birbirini izler. Rüya bizi iç güdülerimize ilkel duygusallığımıza götürür ve somut bir yaşantı içine sokar.

REM uykusu, uyku süresince yaklaşık 90 dakikada bir ortaya çıkar. Uzunluğu 10 dakikadan başlar, giderek artar. 10 yaşından 60`lı yılların ortasına değin insanda uykuda geçen zamanın yaklaşık dörtte birini REM uykusu oluşturur. Bu süre çeşitli ilaçların alınmasına yada uyuyanın REM sırasında uyandırılmasına bağlı olarak geçici bir şekilde kısalırsa, kişi fırsat buldukça REM uykusu oranını buna bağlı olarak gördüğü rüya sayısını arttırır.

Rüyaların Etkileri ve Temel Özellikleri

1- Bedeni Etkiler: Smpatikomimetiktir. (Yüksek tansiyon, damar dolaşım bozuklukları vs.)
2- Ruhsal Etkiler: Bir yandan genellikle bir esenlik duygusu yönündeki mizaç değişiklikleri. (Kişinin daha önceki şahsiyeti bunda önemli yer oynar)

Rüya imgelerinin birbiri ardına gelişi, birleştirme kanunlarına bağlıdır. Rüya gördüğümüz anda gerçek duyumlar aldığımızı sanırız. Ancak uyandıktan sonra yanılsamanın farkına varırız. Bununla beraber rüyadayken rüya mı gördüğümüzü gerçeği mi yaşadığımızı kendimize soruduğumuz olur. Buradan yargı yeteneğinin ve uyanıklık hatıralarının rüyada da devam ettiği anlaşılır. Düşüncenin rüya içindeki müdahalesi genellikle geçicidir. Müdahale kesin ve sürekli durum alırsa bizi uyandırır.

Gerçekten de uykudayken soyut düşünce merkezleri faaliyetlerini durdurur, ancak duyumsal düşünce merkezleri (alt sinir merkezleri, bilinç dışı refleksler dahil) çalışmaya devam eder. Uyku anından itibaren imgeler ve duyumlar zihnin kontrolünden çıkar, kişinin eğilimlerine, heyecanlarına, tutkularına bağlı olarak esnek kaypak, fantezi olaylar birbirini izler. Rüya bizi iç güdülerimize ilkel duygusallığımıza götürür ve somut bir yaşantı içine sokar.

REM uykusu, uyku süresince yaklaşık 90 dakikada bir ortaya çıkar. Uzunluğu 10 dakikadan başlar, giderek artar. 10 yaşından 60`lı yılların ortasına değin insanda uykuda geçen zamanın yaklaşık dörtte birini REM uykusu oluşturur. Bu süre çeşitli ilaçların alınmasına yada uyuyanın REM sırasında uyandırılmasına bağlı olarak geçici bir şekilde kısalırsa, kişi fırsat buldukça REM uykusu oranını buna bağlı olarak gördüğü rüya sayısını arttırır.

Rüyalar Hakkında Merak Edilenler ve Sık Sorulan Sorular

Herkes Rüya Görür mü?

Evet. Laboratuar çalışmalarına göre, rüyalarımızın birçoğunu uykunun REM safhasında deneyimliyoruz. REM (rapid eye movement) fazı, ismini bu devrede hızla hareket eden göz kürelerimizden almıştır. Bu safhada beyin elektriksel olarak oldukça aktif, buna karşılık bedenimizin hemen tüm kasları tamamen gevşemiş durumdadır. Bir gece boyunca ortalama 3-4 kez REM uykusuna gireriz ve bu her 90-100 dakikada bir meydana gelir. Uykumuzu uzatırsak, her bir REM safhası da gecenin başındakilere oranla daha uzun olurlar. Uykunun son REM siklusu ortalama 45 dakika sürer ve en canlı rüyalarımızı da bu sonuncu REM’de görürüz.

Rüyalarımızı Hatırlamada Neden Zorluk Çekeriz?
Bazı insanlar gece boyunca gördükleri tüm rüyaları büyük bir netlikle hatırlayabilirlerken bazılarıysa ya hiç rüya görmediklerini zanneder veya nadiren rüyalarını hatırlarlar. Uyku boyunca meydana gelen hemen hemen her şey (rüyalar, gece boyunca kısa süreli uyanıklıklarda aklımıza gelen düşünceler, vs..) sabah olduğunda unutulur. Uykunun doğasında tüm bunları –hemen yazılmadığı takdirde- unutturan bir şeyler var. Bazen günün orta yerinde veya görüldükten günler sonra aniden bir rüyayı hatırlarız. Demek ki, rüyalar tamamen kaybedilmiyorlar, sadece onları gizlendikleri yerden çıkarmaya dair zorluk çekiyoruz uyandığımızda. Uyku ve rüyalar, alkol de dahil olmak üzere, kullanılan maddelerden ve ilaçlardan oldukça etkilenirler. Dahası, düzenli kullanılan bir ilacın aniden kesilmesi kabuslara neden olabilir.

Rüya Hafızamı Nasıl Geliştirebilirim?
Bunun en temel yolu, uykuya dalmadan hemen önce kendinize şu cümleyi tekrarlamaktır: “Göreceğim rüyaları hatırlamak istiyorum.” Yatağınızın yanı başına bir not defteri veya kayıt cihazı koyun. Uyandığınızda, yatağın içinde mümkün olduğunca az hareket edin ve başlamakta olan gün hakkında hiçbir şey düşünmemeye çalışın. Yanınızdaki kağıda gördüğünüz tüm rüyaları veya gözünüzün önünde kalan imgeleri kaydedin. Konsantrasyonunuzu bozabilecek en ufak şey, rüyanızın hafızanızdan yavaş yavaş silinmesine yol açacaktır. Eğer rüyanızın tamamını hatırlayamıyorsanız, çok zayıf bir hatıra da olsa, uyanmadan önce aklınızda olan son şeyi yazın.

Rüyalar Renkli midir?
İnsanlar rengi ancak gerçek anlamda görsel bir deneyimin doğal bir parçası olarak algıladıkları veya rüyalarını hatırlamakta zorlandıkları için rüyalarının renksiz olduğunu iddia etseler de rüyaların hemen hepsi renklidir. Günlük hayatlarında renklerin daha fazla farkında olan insanların anlattıkları rüyalarda renklerin yine kuvvetle vurgulandığı dikkati çeker.

Rüyalarda Görülenlerden Öğrenilebilecek Bir Şey Var mıdır?
Her ne kadar bilim adamları bu konuda birbirine karşıt fikirler sürüp tartışmaya devam ediyor olsalar da, kendi gördükleri rüyalar üzerine çalışma yapan veya yapılan insanların hepsi de rüyalarının onlar için çok anlamlı olduğunu vurgularlar. Rüyalar, rüyayı gören kişinin duygularını, düşüncelerini, davranışlarını, kişilik yapısını, tepkilerini ve değer yargılarını anlamakta çok işe yararlar. Birçok insana göre, rüyalar çözülmek için bekleyen sorunlara ışık tutarlar. Dahası sanatçılar, yazarlar ve bilim adamları rüyalarında sık sık yaratıcı fikirler bulduklarını söylerler.

Rüyalarımı Yorumlamayı Nasıl Öğrenebilirim?
Akılda tutulması gereken en önemli nokta, rüyalarınızın sizin şahsi duygu ve düşüncelerinizi yansıttığıdır. Rüyanızda gördüğünüz insanlar, olaylar, durumlar ve duygular tamamen size özeldir. Bazı rüya uzmanları şu teoriyi savunurlar: “Farklı insanlar, kültürler ve zamanlarda karşımıza çıkan tipik ve arketipik rüyalar ve rüya elemanları vardır.” Bununla birlikte, genellikle, aynı imge veya sembolün farklı insanlar için farklı anlamları vardır. Örneğin, rüyada görülen bir fil bir hayvan bakıcısı için farklı, en sevdiği oyuncağı peluş bir fil olan bir çocuk için bambaşka anlama sahiptir. Bu yüzden “Rüya Tabirleri Sözlüğü” adı altında piyasaya sürülen kitaplardaki açıklamaların birçoğu kullanışlı olmaktan uzaktır. Yapılması gereken en doğru çalışma, rüyanızda gördüğünüz her imgeyi ve size çağrıştırdıklarını sabırla ve ısrarla düşünmek ve gün içinde bu imgelerin hayatınızla paralellik gösteren bağlantılarını sorgulamaktır. Eğer bir rüya günlüğü tutar ve uzunca bir sürenin sonunda kaydetmiş olduğunuz rüyaları topluca incelerseniz bütünsel rüya yaşamınıza dair en doğru manzarayı elde edersiniz.

Aynı Rüyayı Defalarca Görmem Ne Anlama Gelir?
Tekrarlayan rüyalar, aynen herhangi başka bir rüyayı ele alır gibi incelenebilir. Araştırmacının yapması gereken şey, rüyada görülenler ile rüyayı gören kişinin duyguları, düşünceleri, davranışları, kişilik yapısı ve değer yargıları arasında paralellikler aramaktır. Tekrarlayan rüyaların simgelediklerini çözmek, çoğu zaman, rüyayı gören kişinin uzunca bir süredir boğuşmakta olduğu bir sorunu halletmekte yardımcı olur. Tekrarlayan rüyaların hangi sıklıkta görüldüğü, görülen gecelerin öncesindeki günlerde yaşanılanlar arasında bir paralellik olup olmadığı, her tekrarda farklılaşan detaylar olup olmadığı yorumcu için önem arz eder.

Kabus Görmek Normal midir?
Kabusların nedenleri arasında stres, travmatik deneyimler, emosyonal güçlükler, kullanılan ilaçlar veya hastalıklar vardır. Bununla birlikte, günlük hayatında bunlar veya benzeri hiçbir sorunu olmamasına rağmen sık sık kabus gören insanlar vardır. Son çalışmalar, bu insanların ortalamaya göre çok daha açık, hassas, inançlı ve duygusal olduklarını gösteriyor.

Rüyanızda Öldüğünüzü Veya Uzun Bir Düşüşün Sonunda Yere Çarptığınızı Görürseniz Gerçek Hayatta da Öleceğiniz Doğru mu?
Hayır, bunun gerçekle hiçbir alakası yok. Rüyasında öldüğünü veya yere çarptığını anlatabilen birileri olduğuna göre böyle bir varsayımın gerçekle ilgisi olamaz.

Rüyalar Gelecekten Haber Verebilir mi?
Henüz gerçekleşmemiş olaylara dair haber verdikleri iddia edilen birçok rüya vardır. Bunların bazıları tesadüftür, bazıları hafızamızın bize oynadıkları bir oyundan ibarettir veya öğrenilen bir olay ile zihnimizde sürekli şekil değiştirmeye müsait bir şekilde dolanıp duran bir rüyamız arasında kurduğumuz bağlantıların sonucudur. Ancak; duru görü, telepati ve geleceğe dair rüyalarla ilgili çalışmalar yapan bazı laboratuarların sundukları raporlarda (ki bu konularda laboratuar çalışması yapmak oldukça güçtür) değişken sonuçlar elde edildiği bildirilmiştir.

Rüyaları Kontrol Etmek Mümkün müdür?
Uyumadan hemen önce kendimize uygulayacağımız telkinlerin yardımıyla rüyalarımızı etkilemek mümkündür. Bir diğer yolun adı da “lucid dreaming”dir. “Lucid” rüyalarda, tamamen uykuda ve rüya içinde olunmasına karşılık, birey rüyada olunduğunun farkındadır. Bazen insanlar bu tip rüyaları spontane olarak deneyebilirler. Doğru bir çalışma ile bunu yapmayı öğrenmek ve böylece rüyalarımızın akışı üzerinde büyük bir kontrole sahip olmak mümkündür. Bazı şeylerin kontrolü diğerlerinden daha kolaydır, bununla birlikte, rüya üzerinde mutlak kontrol hemen hemen imkansızdır.

Neden Rüya Görürüz?

Bilim adamları arasında uzun yıllar araştırmalara rağmen bir türlü çözüme kavuşturulamayan rüyanın varlığı hala sırrını korumakta ve keşfedilmeyi beklemektedir.

Rüya konusunda Doğu ve Batı bilginleri arasında zaman zaman farklı yaklaşımlar sergilenmiş, Batı bilginleri genelde rüyanın insanın günlük yaşantısı sonucu gördüğü şey olarak yorumlarken, Doğu bilginleri bu görüşe katılmakla birlikte Allah'tan gelen ilahi bir mesaj olarak ta görmüşlerdir.

Hazret-i Peygamber'e inen vahyin sadık rüya ile başlaması ve Kur'an-ı Kerim' in bir çok ayetinde bazı peygamberlere rüya ile birtakım gerçekleşecek olaylar hakkında işaretler verilmesi İslam alimlerini rüyanın üzerinde yoğunlaşmasına sebep teşkil etmiştir. Mesela Kur'an-ı Kerim'de Yusuf (AS)'in rüyası, Hazreti İbrahim'in, oğlunu kurban etmek hususunda gördüğü rüya ile amel etmesi İslam alimleri açısından bir örnek olmuştur. Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname isimli eserinde insan kalp ve ruhunun uyku ve ölümle temizlendiğinden bahsederek şöyle der:
"Ehlullah demişlerdir ki; Ruhun berzah alemine açılmış iki penceresi vardır; uyku, ilham."

Rüyada bazen insan ilerde başına gelecek halleri aynen, bazen de rumuzlu görür ki, bu ancak tabir ettirilmekle öğrenilir. Eğer duyu organları dış aleme kapalı, gönül aynası her türlü kötülüklerden temizlenmiş, cilalı ise Levh-i mahfuzdaki manevi suretler ve bilinmeyen emirler gönül aynasına akseder ve görülür. Eğer duyu organları dış alemle meşgul, gönül aynası paslı ise, ruh bu alemi seyredemez.

Ruh rüyada, duyuların hafızada bıraktığı hayallerle uğraşır." Mevlana Celaleddin-i Rumi-nin meşhur Mesnevi'sini serh eden büyük İslam bilginlerinden Sari Abdullah ise, rüya hakkında şöyle demektedir:
"İnsanda iki nevi ruh vardır: Biri hayvani ruh, ötekisi de rahmani ruhtur. Hayvani ruh, daima insandan ayrılmaz. Tuzun eti muhafaza ettiği gibi, insanı kokmadan korur. Rahmani ruh ise, insana uyku halinde alemi melekutu seyrettirir; ahvali gaybı havassa aksettirir."

Batılı bilginler; özellikle Freud, Fromm, Jung rüya konusunda çeşitli ve uzun yılları alan araştırmalar yapmışlar ve rüyayı insan hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri olarak görmüşlerdir.

Freud, rüyayı çocuksu ve akıldışı arzularımızın bir tatmini olarak görmektedir. Rüyalarımızı oluşturan motifleri akıldışı arzularımız ve düşüncelerimiz olarak yorumlamaktadır. Uykumuzda, gündüzleri varlıklarından haberdar olmadığımız veya olamadığımız dürtülerimiz canlanmaktadırlar. Bilincimiz tarafından bastırılan ve dışlanan akıldışı nefret, hırs, kıskançlık ve özellikle de çarpık cinsel arzular, rüyalarımızda birdenbire ortaya çıkıverirler.

Freud bu akıldışı arzuları içimizde taşıdığımızı, fakat toplumun etkisi nedeniyle onları bastırmakla kurtulamadığımızı iddia etmektedir. Uyku sırasında bilincimiz tarafından uygulanan kontrol azaldığından, bu arzular canlanırlar ve kendilerini rüyalarımız aracılığı ile belli ederler.

Jung'un rüya yorumuna gelince, onun rüya yorumuna yaklaşımı rüyanın amacını sorgulamak ve bilinçaltının belirli bir sembolü neden seçtiğini ve rüyayı gören kişiye kendi yaşamı ve yaşamına karşı tutumu hakkında ne göstermeye çalıştığını anlamaktı. Jung sembollerin rüyayı görene özgü bir gücü olduğunu ve dar bir yorumla sınırlanamayacağını iddia etmektedir.

Büyük rüya yorumcularından Erich Fromm ise rüyaları unutulmuş bir dil olarak görür ve geçmişin insanlar için rüya ve hayallerin zihnin en önemli ifadeleri arasında olduğunu söyler. Ona göre rüya sembolleri evrensel, geleneksel ya da rastlantısaldır. Rastlantısal semboller kişiseldir ve bireysel çağrışıma ilişkindirler. Geleneksel semboller tek anlamlıdır. Evrensel sembollerin -örneğin güneş- sıcak ve ışık gibi evrensel anlamları vardır.

Rüya ve İnsan

Rüyalarda İnsan Faktörü :
Her insan farklıdır. İnsanlar büyür ve büyüdükçe her dakika giderek değişir. Bu nedenle bir rüyanın sizin ve arkadaşınız için anlamı az çok farklıdır. Aynı zamanda sizin de bir rüya hakkındaki yorumunuz zamanla değişir. Bir yıl önceki bir rüyanızı tekrar yorumlamanız size çok farklı duygu ve düşünceler esinletebilir.

Düşlerin anlamlarını sezgiler, içgüdüler, kişisel algılamalar çok etkiler. Bu etkiler olmadan düş yorumlamaya kalkışmak ancak gazetede yazan günlük falı okumak kadar kişisel olur. Bu nedenle bu etkileri göz önünde bulundurmalısınız.
Son olarak, rüyalarınızın güçlerini küçümsemeyin.

Yaşamları Değiştirme Gücü :
Rüyalarla uğraştığımız zaman onların enerjisini yaşamlarımıza çekip çok daha etkili insanlar oluruz. Yaşam dramatik bir şekilde değişir. Rüyalarındaki canavarları kucağa alınabilir boyutlara indirmeyi öğrenen çocuklar büyüdüklerinde yaşam sorunlarına korkusuzca karşı çıkarak onları küçültürler.

Bu akıllı ruh ya da zihnimizin kaynak kısmı bizden daha çok şey bilen bir ağabey, abla veya öğretmen gibidir. Jung’un milyonlarca yıllık insan deneyimi ile “kolektif insan”nın benzeridir. Eğer yaşam bir okul ve bizler öğrenciysek, dersleri hazırlayan, yanıtları bilen ve doğduğumuzdan beri rüyalar yoluyla bizlerle iletişim kurmaya çalışan öğretmenle ilişki kurmak mantıklı değil midir? Ellerimizi ovuşturup, “Eyvahlar olsun ! neden bunlar hep benim başıma geliyor ? Bütün bunları hak etmek için ne yaptım ?” diye yakınacağımız yerde bunu öğrenebiliriz. Öğretmene sorabiliriz: Hayal etme, göz önüne getirme -ve özellikle meditasyon, telefonu açıp öğretmenin numarasını çevirmektir. Ancak çoğumuz bu numarayı unutmuşuzdur. Rüyalar öğretmenin bize telefon etmesidir ve yine çoğumuz bunu duymayız bile. Rüyalarımızı izlemek ve dinlemek telefonu açıp yanıt vermenin kolay, güvenli ve güçlü bir yoludur.

Üçüncü Boyut : Ruh
Sık sık insanın vücut, akıl ve ruh olmak üzere üçlü bir yapısı olduğundan söz edildiğini duyarız. İnsanların çoğunluğu bizi biz yapan ve ruh adı verilen bir enerjinin varlığını kabul eder. Akıl, uyku esnasında da bedeni etkilemeye devam eder, belki aynı zamanda uykudayken ruhu da etkiliyor olabilir. Bu şekilde ruh bu dünyayla (aklımız) öteki arasında bir telefon kablosu gibi görev yapıp, ölmüş dostlarımızdan ve yakınlarımızdan haber almamızı sağlayabilir.

Benzer biçimde ruh, ruhsal bilgi ve yorumlar almak için üst benlikle, ya da Jung’un deyimiyle Kolektif Bilinçaltıyla ilişki kuruyor olabilir. Bu büyük bir bilgi ve deneyim kaynağı olabilir. Hepimiz aynı kaynaktan geldiğimizden ilişki kurma yolunu bulan herkes, buradan susuzluğunu giderebilir. Rüyalar bu kaynağın bilinç alanına akışını sağlayabilir. Bu nedenle gizli güçlerle birleşmede kendi ruhsal yolunuzu bulmaya çabalıyorsanız rüyalarınızın bunu sağlayabileceğini unutmayın.

Rüya Çeşitleri

Programlı ve Açık Rüyalar
Programlanmış rüya görme fikri oldukça yenidir ve henüz yeterince araştırılmamıştır. Böyle bir rüyada kişi belirli simgeler ve düşünceler yoluyla özel bir düşü görmeye çalışır. Açık düşte ise bir defa düşten haberdar olduktan sonra onunla etkileşmeye uğraşır.

Programlı ve açık düşler gece korkularını yenmek dışında kişisel gelişme sağlamak, ruhsal anlayış kazanmak ve yaşamınızı tamamlamak amacıyla da kullanılabilir. Programlanmış rüya için uyanık olduğunuzda kendinize bazı simgeler bulmalısınız. Simgeler çok belirsiz olmadıkça, bir yorumcuya gerek kalmadan kendi düşlerinizi yorumlayabilirsiniz.

Telepatik Rüyalar
Başka bir rüya tipi de, telepatik yolla başka biri tarafından oluşturulan ve sözcükler olmadan onunla haberleşmemizi sağlayan rüyadır. İnsan aklının, uykudayken “görünmez, hissedilmez” ve kendi bilinçaltımız ya da başka birinin enerji alanları tarafından oluşturulan bazı uyaranlara açık olduğu saptanmıştır.

Telepatik rüyaya bir örnek de ölmek üzere ya da çok hasta olduğunu bildiğimiz kişilerle ilgili olanlardır. Bir çok kişi tam kaza sırasında bir neden yokken uyandığını ya da düşünde kazayı geçiren kişiyi gördüğünü bildirmiştir. Her iki durumda da düşü gören büyük olasılıkla yardıma ihtiyacı olan kişiden bazı mesajlar almaktadır.

Genellikle telepatik rüyalar tanıdığımız kişilerle ilgilidir; ancak hiç tanımadığımız, hiç karşılaşmadığımız insanlarla da ilgili olabilir.

Cinsel Rüyalar
Berrak rüyalar duyarlılığı ve cinselliği, kimi zaman orgazm noktasına varacak kadar uyarır. Berrak ya da sıradan olsun, cinsel rüyalar yaratıcılığı canlandırır ve kendimizin çeşitli kısımlarımızla birleşmeyi sembolize eder. Eğer kendi cinsimizden biriyle seviştiğimizi görürsek, bunun anlamı, rüyada temsil edilen erkek ve kadının niteliklerinin yanı sıra kendi erkek ve dişi enerjimizle de birleştiğimiz demektir.

Karabasanlar
Çinlilerin dehşet ve korku rüyaları olarak adlandırdıkları bu tip rüyalar bizi kalbimiz hızla atarak, soluksuz kaldığımız bir şekilde uyandıran baskı altındaki duygusal enerjiyi açığa çıkarırlar.

Bir karabasanla başa çıkmanın en iyi yolu mümkün olduğunca tekrar ona girip tehlike ile yüz yüze gelmektir. Yeniden rüya gördüğünüzü hayal edin. Enerjiyle karşılaşın ve onunla dost olun; onunla konuşmaktan korkmayın. Onu sorguya çekin, gerekirse rüya arkadaşlarınızı yardıma çağırın. “Kimsin sen? Nesin? Benim hangi duygumu temsil ediyorsun? Sana nasıl yardım edebilirim? Seni nasıl iyileştirebilirim? Sen bana nasıl yardım edersin?” Bir karabasan bizim ilgimizi ister ve bize korkularımızdan söz eder. Kaçacak yerde ona doğru giderek onun tehditlerinin değişimini sağlarız ve korkularımızın üzerimizdeki gücünü elinden alırız.

İnsanlar karabasanlar hakkında fazla düşünmeyi ve konuşmayı istemese de, bunlar insan ruhunun haykırışıdır. Özellikle onlarla uğraştığımız ya da onlardan kaçınmaya çalıştığımız zamanlarda suçluluk hislerimizi, korkularımızı, geçirdiğimiz sarsıntıları, çözülmemiş sorunları yansıtır. Bu nedenle karabasanlar güzel düşlerinizi yorumlamaktan daha önemli ve yararlı olabilir. Bilinçaltınız sizi bazı şeylere karşı harekete geçirmek için dürtüklemektedir.

Kabuslarınızı yorumlarken geriye bakıp kendinizi bir düzene sokmanız gerekir. Bu kötü görüntülere neden olabilecek şeyleri düşünün. Örneğin tek başınıza seyrettiğiniz korku filmleri böyle düşler görmenize yol açabilir.

Göksel Yolculuk Rüyaları
Farkında olsak da olmasak da hepimiz rüyalarımızda uzay yolculuğuna çıkarız.

İki tür uzay düzeyi vardır : güdüsel ve diğergam. Güdüsel olan fiziki olana yakındır ve duygu ve arzu ile yönetilir. Diğergam olanı daha yüksek bir duygu düzeyindedir; kendini tatmin yerine başkalarına uzanır, onları düşünür. Göksel beden insanın kusursuz fiziki bedeninin ruhsal karşıtıdır. Kısacası, kolumuz veya bacağımız eksikse göksel bedende bu tam olarak var olacaktır.

Ölmek üzere olan bir insanın göksel bedeni çoğunlukla fiziki bedenin yakınlarında, hatta birini ölümden önce görmek isteği güçlüyse, uzaktan bile görülür. Arzu ne kadar güçlü olursa, göksel bedeni yansıtma yeteneği de o kadar artar. Pek çok kimse bu yolla resmi haber gelmeden çok önce savaşta kaybettikleri oğullarını, kocalarını ve sevgililerini görmüşlerdir.

Cinsellik Üzerine Kozmik Bir Rüya ve Yorumu
Tanınmış rüya yorumcularından Charles Mcphee'den bir rüyayı yorumlaması istenir. Rüya şu şekilde görülmüştür: Terasa, 39 yaşında, eşinden boşanmış Amerika'nın Wyoming eyaletinde oturmakta olan genç bir kadındır. Bir gece uykusunda nasıl başladığını hatırlamadığı bir rüya görür. Hatırladığı, daha doğrusu rüyayı görmeye başladığında bir erkekle seviştiğini fark eder."...Ve bu sevişmeyi izlerken sanki vücudumun dışında bir deneyim yaşıyordum. İkimizin de ruhlarını vücutlarımızdan ayrı olarak görebiliyordum. O an bedenlerimizin hissettiği her şeyi, ben de hissedebiliyordum. Fakat aynı zamanda da ikimizi spiritüel varlıklar olarak da görebiliyordum. Bedenlerimizin birleştiği alanda, ruhlarımızın bir enerji topu haline geldiğini görebiliyordum...

Sevişmemiz bitip de ayrıldığımızda o enerji topu da iki eşit parçaya bölündü... O an sanki, kendimden bir parçanın onunla gittiğini hissettim... Yüzüne baktığımda o seviştiğim erkek, bu güne dek hiç dikkat etmediğim,benim birkaç kat aşağımda yaşayan bir komşuma dönüşmüştü...

Şimdi, o kişiyi her gördüğümde,sanki spiritüel varlığımın diğer tarafının onda olduğu hissine kapılıyorum...Acaba ben bu rüyayı fazla mı ciddiye alıyordum?...

Tesadüf diyebileceğim bir şekilde bundan yaklaşık sekiz ay önce bir partideydik ve bazı şakalara hep beraber gülüyorduk...Fakat bir kısım arkadaşlarımız bu şakaları anlayamamışlardı...Orada bulunanlardan birisi, biz ikimizin aynı hamurdan olduğumuzu söyledi... Anlayışlarımız çok benziyordu...Onu büyük bir ağabey gözüyle görmek istiyordum ama, diğer yandan da fiziksel olarak bir çekim duyuyordum. Onu daha önce fark etmediğime inanamıyorum! Bu rüya sizce ne ifade ediyor dersiniz?..."

Charles Mcphee'nin yorumu ise şu şekilde olmuştur : "Bu dünyanın dışında bir rüyaya benziyor. Sizin rüyanız,'bilinçsiz farkındalık' a çok iyi bir örnek. Rüya aracılığıyla bazı şeylerin bilincine varmışsınız. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse ; bu ilginç yabancıyı uzun süre önce fark etmişsiniz, ama ancak bu farklı rüya sizin ilginizi ona odaklamanızı sağlamış.

Neden bu, o kadar uzun zaman aldı ? Belki sadece onu görmeden önce, çok meşguldünüz. Belki aklınızın bu sevgi çerçevesinin farkında değildiniz. Fakat beyninizin bilinçli kısmının uykuda olması, aklınızın geri kalanının (şuursuz tarafı) da tatilde olduğunu göstermez. Zıt olarak şuursuz kısmınız uyanık ve notlar alıyor. Ve size acil bir mektup göndermiş 'Rüya Ekspres'i ile... ve şunları yazmış o mektupta ;"Şşşştttt! Aşağıdaki şu adama bir daha bak! O bir harika!"

Buradaki mesaj nedir ? Sanırım derin bir şekilde bir çok şey paylaşabileceğiniz bir arkadaş buldunuz. Ben olsam onunla daha çok ilgilenirdim. Ve eğer arkadaşlık yerini aşka bırakırsa, havai fişeklerle güzel bir kutlama yapabilirsiniz."

Ne dersiniz, ilginç bir rüya ve ilginç bir yorum değil mi?

Rüya Nedir? Etkin Bir Rüya Yorumunun 10 Aşaması

Yorumlanmamış bir rüya okunmamış bir mektuba benzer." Hayatımızın yaklaşık üçte birini uykuda geçirmekteyiz. Bu da 60 senelik bir ömrün 20 senesi demektir. Uyku, günlük çalışmalardan yorgun düşen insan bedeninin ve sinirlerinin dinlenme zamanıdır. Ünlü ruhbilimci Sigmund Freud'un da araştırmalarının büyük bölümünü oluşturan uyku sırasında, kişinin bilinç altında düşüncelerinin, özlemlerinin ya da isteklerinin bir film şeridi gibi göz önünden geçtiği varsayılır. İşte bizler bu olguya Rüya adını veriyoruz. Freud’a göre bilincin gizlediği, tamamen sakladığı bu olgular ortaya çıkabilmek için yol aramaktadırlar. Bunlardan bazıları da rüyalar haline girerek kendilerini göstermektedirler.

Freud’un yolunda ilerleyen doktorlar da günümüzde rüyalara büyük değer vermektedirler. Onlar, rüyaları bilimsel şekilde açıklayarak hastalarını tedavi etmektedirler.

Bazı soyut kavramların açıklamaları bilimsel bir zemine oturtularak ifade edilebildiği halde, rüya kavramını bu şekilde açıklamak pek mümkün görünmüyor. Ancak bunu bilimsel verilerle değil de, dinsel yönden açıklanabildiği de bir başka soyut gerçektir. Bu açıklamaya göre ruh bedenden ayrıldığı zaman, yaşanan olayların tümüne rüya diyebiliriz.

Rüyalarda yaşananlar inanılmayacak kadar hızlı gelişir. Bir kaç dakikalık rüya esnasında bile çok uzun sürdüğünü sandığımız garip, şaşırtıcı ve çok değişik olaylar birbirlerini izlerler. Bu nedenle rüyada zaman kavramı oluşmaz. Ancak zaman kavramını biz uyandıktan sonra beynimizin öğretileri ve alışkanlıkları doğrultusunda saptadığımız bir anlar toplamıdır sadece.

Eski çağlardan beri insanları ilgilendiren rüyalara ilkel toplumlar da çok önem verilmiştir. Rüyaların, korkulan tanrılar tarafından verilen armağan veya cezalar olabileceğine inanılmıştır. Daha sonra kahinler rüyaları açıklamaya, yorumlamaya başlamışlardır. İlk rüya yorumcularının ne zaman ortaya çıktıkları da belli değildir. Ancak Babil’in kahinlerinin büyük ün yaptıkları bilinmektedir. Kaldeliler, Astrolojinin yanı sıra rüya yorumlarında da başarı kazanmışlardır. Zamanla belirli rüyaların anlamları da kesinleşmiştir. Eski Mısırlılar, eski Yunanlılar ve Araplar rüya yorumlarıyla ilgili kitaplar yazmışlardır.

Etkin Bir Rüya Yorumunun 10 Aşaması :

1- Bir Rüya Günlüğü Oluşturun :
Kolay açılan sağlam bir defter bulun ve uzun bir iple bir kalem bağlayın. Uyanır uyanmaz da rüyalarınızı ayrıntılarıyla yazın. Başından sonuna hatırlayabildiğiniz her şeyi, giysilerin renkleri, hareketin yönü, yeri, sayıları, geometrik şekiller, yaratıklar, mücevherler, mevsimler, yapılar, çiçekler, ve her türlü (ses,görüntü vb.) abartmaları ayrıntısıyla kaydedin.

Her kayıt için tarih atmayı unutmayın. Geleceği görme yeteneği olan kişiler için tarih özellikle önem kazanır. Yıllar sonra tekrar gözden geçirerek rüyalarınızın neler söylediğini anlayabilirsiniz. Rüya günlükleri kişisel gelişmeyi yansıtması açısından da önemlidir.

2- O Andaki İzlenimlerinizi Kaydedin :
Sıklıkla rüya tabiri hakkındaki ilk sezgisel izlenimlerimiz sonraki yorumlarımızdan çok daha önemlidir. Bazen rüyalar sonradan yorumlanmaya çalışılırken o andaki duygusal, ruhsal, kişisel değerleri azalır. Örneğin hayran olduğunuz bir sinema yıldızıyla ilgili bir düş gördüğünüzü var sayalım. Bir olasılıkla bu düş sadece sevdiğiniz bir filmi gözünüzde tekrar canlandırmaktan ibarettir. Ama yorumda buna kişisel özellikler katılmaya çalışılır. Bu durumu bir dengeye kavuşturmak için rüyanızda gördüğünüz kişinin ne yaptığına bakın. Örneğin oyuncu iyi tanımadığınız biriyle karşılaşmışsa, bu aslında o kişiyle kendinizin karşılaşmak istediğinizi gösterebilir.

3- Açıkça Belli Olanı da Yorumlayın :
Rüyanızda günlük yaşamınızda her zaman başınızdan geçenleri görmeniz olasılıkla sadece o kadardır, yoruma gerek yoktur. Yemek yediğinizi görmeniz aç uyuduğunuzu gösterebilir.

Öte yandan olaylar sıra değiştirmişse ya da başka bir gidiş kazanmışsa önemli olabilir. Kişisel düşüncelerinizi, umutlarınızı, korkularınızı, isteklerinizi yansıtabilir.

Rüyanız günlük, olağan olaylara odaklanmışsa kenarda kalan görüntüleri düşünün. Rüyanızı kısa bir cümleyle anlatmak gerekseydi bu ne olurdu? Aklınıza ilk gelen kelime nedir? Sonuçlandığını düşünene kadar aklınıza gelenlerin hepsini yazın.

4- İç ve Dış Etkileri Düşünün :
Bu aşamada size içinizden ve dışarıdan gelen bütün etkiler hesaba katılır. Rüyalar yorumlanırken bazen ihmal edilen diğer etkenler uyurken çevremizden gelen uyaranlardır. Rüyanızı kaydettikten sonra herhangi bir uyaran varlığı açısından çevrenizi kontrol etmeniz önemlidir.

5- Modelleri, Döngüleri ve Gelişmeleri Hatırlayın :
Modeller genellikle iki yolla ortaya çıkar. Tekrarlayıcı düşlerde aynı düşü tekrar tekrar görürsünüz ya da aynı görüntüleri içeren çok sayıda farklı düş görebilirsiniz.

Bazen sorunun çözüldüğünü düşünseniz de düşleri görmeye devam edebilirsiniz, bu durumda içinizdeki kuşkulardan henüz kurtulamamışsınız demektir. Belirsizliğin nerede olduğunu düşünmelisiniz.

6- Geleceği ve Geçmişi Görme Olasılıklarını Göz ardı Etmeyin :
Uyanık bir rüya yorumcusunun temel ilkesi hiçbir olasılığı reddetmemektir. Rüyalar içimizde uyanıklık gerçeğimizden daha geniş bir çerçeve oluşturur. Biz dinlenirken aklımız daha az uyaranla uğraşmak zorundadır. Bu nedenle uykudayken, geleceği görme gibi, günlük yaşam içinde ortaya çıkamayan bazı yeteneklerimiz kendini gösterecek boş bir yer bulabilir.

7- Anıları, Dilekleri, Fantezileri ve Hayalleri Değerlendirin. Anıların, Umutların ve Rüyaların Önemi Göz Ardı Edilemez :
Tepkilerimizin ve duygularımızın çoğu geçmiş deneyimlerimizle ilgilidir. Umut ve dileklerimiz gelecekle yüz yüze gelmemizi sağlar. Bu nedenle dileklerin ve umutların rüyaları etkilemesi şaşırtıcı değildir.

Hayallerimizle erişkin ruhumuzu doyurmaya çalışırız. Bilinçaltımız içimizdeki çocuğun yaratıcı içgüdülerinden kaynaklanan doğal, renkli maceralarla ruhumuzun sıkıntılarını dengelemeye çalışır. Pek çok yazar ve ressam kendilerine esin kaynağı olarak rüyalarından yararlanırlar.

8- Düş Simge Anahtarlarını Kullanın :
Rüyanızdaki görüntülere karşılık gelen simgelerin anlamlarını bir düşünün, önce tüm sahneyi, sonra ayrıntıları değerlendirin. Bazı rüyalarda arketip simgeler çok belirgindir : büyük bir nehir, değerli bir av, hayvan, bilge rehberler gibi. Bunlar genellikle, sırasıyla, tekrar doğumu, üretkenliği ; kendini keşfetmeyi ; iç doğayı ve üst benliği simgeler. Dinsel simgeler de arketiptir, fakat anlamları kültürden kültüre değişebilir.

Ardından seçtiğiniz simgelerin anlamlarını okuyun. Okurken kendinizdeki tepkileri değerlendirin ve çağrıştırdıklarını düşünün. Bunları da rüya günlüğünüze kaydedin.

Bir rüyadaki bütün görüntüleri ve simgeleri birdenbire değerlendirmek zorunda değilsiniz. Zaman içinde tekrar tekrar değerlendirebilirsiniz.

9- Verilen Açıklamalarla Birlikte Simgelerin Sizin İçin Geçerli Olan Anlamlarını da Değerlendirin :
Rüya simgeleri oldukça kişiseldir. Var olan ya da hiç var olmayan bir şey karşınıza düş simgesi olarak çıkabilir.

Bu nedenle rüya yorumlamak için her zaman kendinize dönmeniz önerilir; en iyi düş yorumlayıcı sizsiniz. Profesyoneller bir fikir edinmenize yardım edebilirlerse de, sonuçta hangi yorumu kabul edeceğiniz size kalır. Başkalarının sözlerini değişmez doğrular olarak kabul ederseniz kendinize büyük haksızlık edersiniz. Cesaret doğal yeteneklerinizin gelişmesini sağlayacaktır.

10- Düşünün ve Size Özel Yoruma Varın :
Bir an durup, derin bir nefes alıp düşünmeniz önerilir. Zihninizi gereksiz şeylerden arındırın ve rüyanıza odaklanıp aklınıza gelenleri günlüğünüze not alın.

Unutmayın ki, o anda içinde bulunduğunuz ruh durumu rüyanın yorumunu kendinizden gizlemenize neden olabilir ya da anlamanızı kolaylaştırabilir. Örneğin sıkıntı içindeki biri olasılıkla rüyanın sadece olumsuz anlamlarına odaklanacaktır. Oysa sakin, dengeli bir insan tüm olasılıkları düşünüp daha sağlıklı bir sonuca varabilir.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Rüyaları

Annesinin Ölümünü Rüyasında Görmesi
Atatürk bir sabah yatağından endişe içinde kalktı. Bir rüya görmüştü ve bu rüya canını çok sıkmıştı. Atatürk bu rüyayı şöyle nakletmiştir. "Arazide dolaşıyoruz. Her taraf yemyeşil, çayır çimen. Birden bire bir sel geliyor, annemi alıp götürüyor.”

Bu rüyanın akabinde acı haber, kısa bir süre sonra yaveri Salih'in yolladığı şifreli telgraf ile gelir. Atatürk telgrafın şifreli olduğunu görünce hemen " Annem öldü değil mi " der.”

Salih Bozok'un İntihar Edeceğini Rüyasında Görmesi
Salih Bozok Atatürk'ün yaverliğini yapmıştı. Atatürk sağlığında onunla ilgili gördüğü rüyasını Salih Bozok'a anlatmıştı:

"Büyük bir otelin salonunda oturuyormuşuz. Yanımda sende varmışsın. Salonun bir köşesinde bilardo masası varmış. Masanın başında, arkası bize dönük olan bir zat oturuyor. Tam bu sırada odanın kapısı açıldı ve iri yarı 30 kadar adam içeri girdiler. Bunlardan biri eline bilardo masasından bir ıstaka alarak masanın önünde oturan benim teşhis edemediğim zatın omzuna bütün kuvvetiyle indirmeye başladı.

Omzuna vurulan zat ayağa kalkarak, kendini müdafaa etmekte ve "Bana niye vuruyorsun" diye hiddetle haykırmaktayken, Salih bana göz ucu ile ne yapmak lazım gibisinden baktın. Ben sana sakın kıpırdama manasına gelen bir işaretle sükunete davet ettim. Bu sırada eli ıstakalı adam, bize doğru yaklaşarak karşımızda tehditkar bir vaziyet aldı.

Bu sefer Salih sen yine müdahale etmek istedin. Ben sana sus işareti verdikten sonra, o azılı adama dönerek

"Sen kimsin ne istiyorsun" diye sordum.

Adam bu suale cevap vereceği yerde, cebinden bir tabanca çıkartarak iki kurşun sıktı. Biri bana, öteki sana. Sonra adam bize "Kalkın dans edelim" emrini verdi. İkimizde kalkıp onun huzurunda dans ettik."

Bilindiği gibi Atatürk'ün ölümünden sonra Salih Bozok tabancasıyla intihar etmiş ancak kurtarılmıştır.


Atatürk'ün Gördüğü Son Rüya
26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı. Prof. Afet İnan, olayı şöyle anlatıyor:

O geceyi rahatsız geçirdi. İlk komayı o zaman atlatmıştı. Ertesi sabahki açıklamasında :

"Demek ölüm böyle olacak" diyerek uzun bir rüya gördüğünü anlattı.

Salih'e söyle, ikimiz de kuyuya düştük, fakat o kurtuldu" dedi.

Atatürk'ün burada "kuyuya düşme" sembolü ile gördüğü rüya vizyonu, kendisinin de söylediği gibi ölümünün habercisiydi. Salih Bozok'un kuyudan kurtulması ise, Atatürk'ün vefat ettiği gün, buna çok üzülen Salih Bozok'un intihar etmesi sonucu kurtarılmasını simgeliyordu...

Bu Atatürk'ün gerçekleşen son rüyasıydı...